Yeni Kitap: Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet

-murat-gulsoy-davetiye (1).jpg

Yaşamın yazıyla, yalnızlığın ölümle iç içe geçtiği bir dünyadayız. Murat Gülsoy bu tehlikeli yakınlığı fantastiğe, bilim-kurguya cesurca göz kırpan bir anlatımla birleştirerek okurun zihninde canlandırıyor. Birbirinden bağımsızmış gibi görünen bölümler, ekler, kara sayfalar deliliğin eşiğinde, yalnızlığın derinliklerinde ve ölümün karanlığında birleşiyorlar. Delirmekten ve yalnızlıktan kurtulmanın yolunu ölüme yaklaşmakta bulan karakterler, ölümle kol kola girdikçe deliliğin kaçınılmazlığını deneyimliyorlar.

Tanpınar’a, Atay’a, Atılgan’a selam veren, ama en çok Borges’le, Nerval’le konuşan, onların metinlerinin ve karakterlerinin arasında ustalıkla gezinen roman, sanki yalnızlıktan kurtulmak için edebiyat aleminin büyük ruhlarını içine alıyor. Parçaları birleştirmeyi seven, ipuçlarının peşinden gitmekten haz duyan meraklı okur kadar fantastik bir kurgunun büyüsüne kapılmak isteyen maceracı okur da Yalnızlar İçin Çok Özel Bir Hizmet’ten yararlanmak isteyecek…

Etkinlik Adresi:

kroki

“Vakıtları Yakalamak İstiyorum”: Dünden Yarına Nâzım Hikmet Sempozyumu

14-15 Aralık 2015 tarihlerinde Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen “Vakıtları Yakalamak İstiyorum”: Dünden Yarına Nâzım Hikmet Sempozyumu, kendisini her şeyden önce bir kalem işçisi olarak tanımlayan Nâzım Hikmet’in eserlerini, dünyasını, düşlerini farklı disiplinlerden yaklaşımlarla ele almayı hedefliyor. Sempozyum, Türkiye’den birçok üniversitenin yanı sıra Yale, Harvard, Princeton ve California Santa Cruz üniversitelerinden araştırmacıların katılımıyla gerçekleşecek.
NHS_Poster1.jpg
14 Aralık’ta Albert Long Hall’de İngilizce oturumlarla başlayacak olan sempozyum, saat 16:30’da açılış programıyla devam edecek. Programda dünya çapında ses getiren Nâzım Hikmet biyografisi Romantik Komünist kitabının yazarları Saime Göksu ve Edward Timms’in konuşması ve “İnsan Manzaralarından Memleketim” adlı şiir-oyun yer alacak.

15 Aralık’ta İbrahim Bodur Salonu’nda saat 10:00’dan itibaren Nâzım Hikmet’in Türk ve Dünya edebiyatındaki yerini karşılaştırmalı bakış açılarıyla tartışan, şairin eserlerini tarihsel ve sosyal bağlamı içinde konumlandıran dört Türkçe oturum yapılacak. Sempozyum 17:30’da küçük İskender, Mahmut Temizyürek, Deniz Durukan, Ömer Erdem, Nazmi Ağıl ve Gonca Özmen’in katılacağı “Şairin Bakışı: Nâzım Hikmet ve Türkçe Şiirin Serüveni” paneliyle sona erecek.

http://nazimhikmetmerkezi.com/vakitlari-yakalamak-istiyorum-dunden-yarina-nazim-hikmet-sempozyumu/

Yazarlık Macerası

Yazar olma arzusu ilk ne zaman uyandı içimde bilmiyorum. Sanatla ilişkim çocukken resim yaparak başlamıştı. Özel bir yeteneğim olmadığını hemen fark etmiştim. Ama yine de resim yapmak hoşuma gidiyordu. Ayrıca hikâyeleri seviyordum, hele ki resimli olurlarsa… Masalları dinlerken onları gözümün önünde canlandırmak hoşuma gidiyordu. Okumayı çok seviyordum. Okudukça çevremdeki çocuklardan farklılaştığımı hissediyordum. Önümde başka dünyalar açılıyordu. Dünyam genişliyordu. Hayatı çoğaltan bir tarafı vardı okumanın. Ama yazmak? Yazmak çok uzaklardaydı henüz. Çok önemli bir meziyet olduğunun farkındaydım ama… Çünkü yazmak, evde çok övülen bir özellikti. Babamın defalarca anlattığı bir olay vardı: Amcalarımdan biri orta okulda kendi sınıf arkadaşlarına hatta üst sınıflara matematik dersleri veren çok zeki bir öğrenciymiş. Üstelik kalemi de çok kuvvetliymiş. Bir gün Türkçe hocası derste bahar konulu bir kompozisyon ödevi vermiş. Amcam hem kendisi için hem de sınıftaki kırk arkadaşı için kırk kompozisyon yazmış ve hoca aynı kalemden çıktığını anlamamış. Babam, ayrıca amcamın Ordu’da başlayıp Bastille zindanlarında biten bir roman yazmış olduğunu ama bu romanın kaybolduğunu da anlatarak övünürdü. Amcam, o kadar sert mizaçlı biriydi ki bu romanı kendisine asla soramadım. Bu hikâyeler üzerimde derin iz bırakmıştı. Öncelikle matematik ve yazının birbiriyle ilişkili, ikisinin de yüksek zihinsel çaba gerektiren işler olduğuna inanmıştım. Sonra, hayatın kırk farklı şekilde anlatılabileceğini öğrenmiştim. Bunlar benim çocukluk mitolojimde önemli olaylardı. Ama hemen yazmaya girişmedim.

Devamı >>>