Alemlerin Sürekliliği ve Diğer Hikayeler

Yeni baskı, yeni kapak… (kapak fotoğrafı: Levent Küey)

Kitap Arkası:

“Ne o gece geldi ne de bir başka gece… Sonradan çok düşündüm. Bu hikâye böyle bitemez. Evet, elimde hiçbir delil kalmadı; evet, o gün mucizevi şekilde bulduğum mahallenin yolunu bir daha keşfedemedim; evet, telefonum bir daha çalmadı… Ama yine de içimde bir umut var. Henüz beni kimin arayıp o adresi verdiğini bilmiyorum. Bitmiş bir hikâyeyi yeniden canlandıran o esrarlı kişi bunu yine yapabilir, bir fırsat daha verebilir. Yeterince istersem ve yeterince sabredersem…“

Bir gün genç bir yazar, Topkapı Sarayı’ndan çalınan Kutsal Emanetler hakkında bir öykü yazmaya karar verir. Kurmacanın kalbine yaptığı bu yolculuk sırasında tesadüfler, yolunu yaşlı bir adamla kesiştirir. Yatağa çakılı bu yol arkadaşı sorularıyla genç adamın aklını karıştıracak, yazılacak öykünün kendisi bir tür kutsal emanete dönüşecektir. Murat Gülsoy “çokkısa” romanı Âlemlerin Sürekliliği’nde ve romanın tamamlayıcısı Diğer Hikâyeler’de kurmacayı teşrih masasına yatırıyor, parçaladığı organlardan yeni bir bütün oluşturuyor; yazının şifrelerini çözerken yeni şifreler yaratıyor. İroni, hınzırlık, zekâ, gizem, kendilerine karşı dürüst karakterler ve hayatın en doğal akışı yine taze bir havayla eskimeyecek bu metinde yerlerini buluyor. Kurmaca hakkında çok eğlenceli, meraklı ve derin bir ders bu. Modern edebiyatımızın etkili kalemlerinden Murat Gülsoy, türler arasında gezinirken yazıdan bir aynaya bakmaya davet eder bizi. Sayfaları heyecanla çevirirken kâh zamane bireyinin hal-i pürmelaliyle yüzleşmeye çağrılırız, kâh yazıdan bir dünyanın sırlarına ortak oluruz.

Thomas Mann / Venedik’te Ölüm 29 Mayıs 16:00

“Sanatçının sırrını kim çözer? Sanatçıyı oluşturan azgınlıkla disiplin içgüdülerinin sımsıkı kaynaşmasını kim kavrar? Çünkü insana şifa veren o ayıklığı isteyememek, azgınlıktır.”

Dönüşen Dönüştüren Edebiyat / Yakın Okumalar dizisinin Mayıs ayı seminerinde Murat Gülsoy 1929 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Thomas Mann’ın arzunun karanlık sınırlarıyla sanatsal yaratıcılığın boyutlarını araştırdığı Venedik’te Ölüm adlı romanını inceliyor.

29 Mayıs Pazar 16:00-18:00 Online Seminer

Kayıt ve Bilgi İçin:

0 212 232 0250 / 0 532 653 6676

METAKURMACA: Çerçeveden Çıkan Hikâye 15 Mayıs Pazar 16:00-18:00

Çerçeve hikayeler, iç içe geçen kurgular, farklı anlatı düzlemlerinin kesişmesi, kendi kurmacalığını keşfeden romanlar, kurgusallığıyla boğuşan karakterler… Don Kişot’tan günümüze dek uzanan yenilik arayışlarının uç noktalarından biri olan metakurmaca kurmacanın ötesindedir, kurmacaya referans veren çok katmanlı yapısıyla kurmacadan sonra gelir ve böylelikle kurmacayı açıklayarak aşar. Metakurmaca metnin kendini kendine ayna kılmasıdır. Bu aynaya metnin içinden baktığımızda, kurmacayı anlamaya başladığımızı, onun sırlarına vâkıf olduğumuzu sanırız. Ama her ayna gibi yansıtıcı yüzeyin arkasında türlü̈ sırlar bulunur.

Değinilecek metinlerden bazıları: Don Kişot (Cervantes), Eftalikus’un Kahvesi (Sait Faik Abasıyanık), Fransız Teğmenin Kadını (John Fowles) Tutunamayanlar (Oğuz Atay), Avından El Alan (Bilge Karasu), Kara Kitap (Orhan Pamuk), Kırmızı Azap (Ayfer Tunç), Yapraklar Evi (Mark Z.Danielewski).

Kayıt olmak için:

+90 212 240 44 02

+90 533 812 65 60

veya https://yazmakatolyesi.com/urun/muratgulsoy/

İnsan Sonrası Kuramı ve Sosyal Bilimler

Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Merkezi’nin Disiplinlerarası Karşılaşmalar serisinin yeni etkinliğine konuşmacı olarak Refik Anadol, Güven Güzeldere, Merve Şen ve Sibel Yardımcı katılıyor. 27 Nisan 2022 Çarşamba günü saat 17:00’de Zoom’da başlayacak olan panelin moderatörlüğünü Murat Gülsoy üstleniyor.

20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren teknolojinin hızla ilerlemesiyle ortaya çıkan dijital devrim, siborg teknolojileri ve genetik bilimlerdeki gelişmeler, sosyal ve beşeri bilimlerde “insan” kavramının yeniden tanımlanması gereğini doğurdu. Bu değişimi “insan sonrası” veya “posthümanizm” (posthuman) kavramıyla tanımlayan güncel yaklaşımlar, Aydınlanma Çağı’nın ürettiği akılcı ve tekil insan kavramını eleştirerek bu kavramın sürekli değişen, evrilen, sınırları geçirgen bir kavram olarak yeniden kurgulanmasını hedefler.

Farklı disiplinlerde insan sonrası üzerine üretilen çalışmaları ve yaklaşımları bir araya getirmek istediğimiz bu panelde iki temel izleğimiz olacak. Bir yandan kavramsal bir tartışma yürütürken bir yandan da edebi ve sanatsal temsil imkânlarını tartışmak istiyoruz. Kavramsal tartışma kapsamında, “insan sonrası” teriminin tam olarak neye tekabül ettiği, bu tanımı yaparken insan-insan olmayan, insan-makine karşıtlığının ne derece önemi ve geçerliliği olduğu sorununu merkez alarak posthümanizmin tanımını yapmak için başlangıcı belli olan bir tarihsel dönem, veya bir insanlık deneyimi, veya bir yöntem olarak ele alma gibi seçenekleri değerlendirmek istiyoruz. İnsan sonrası dediğimiz varlık gelecekte olmasını tahayyül ettiğimiz “insan-ötesi” bir varlık mıdır, yoksa makinelerin adeta biyolojik yapımızın bir parçası veya uzantısı olduğu günümüzde zaten insan sonrası olduğumuzu iddia edebilir miyiz? Kavramsal tartışmadan yola çıkarak insan sonrası kavramının edebi ve sanatsal temsilleri nelerdir? Bu temsiller posthümanizmi ne şekilde tarif eder ve insan kavramını yeniden düşünme konusunda ne gibi imkânlar sunmaktadır? İnsan sonrası sanat veya edebiyat diye bir tanım mümkün müdür?

Zoom kaydı oluşturmak için: nazimhikmetmerkezi.com

Dönüşen Dönüştüren Edebiyat Yakın Okumalar: Beni Asla Bırakma 24 Nisan Pazar 16:00 Online Seminer

Filmlerini seyrettiğiniz aktörler gibi değilsiniz, benim gibi bile değilsiniz. Bu dünyaya belli bir amaçla getirildiniz ve geleceğiniz, hepinizin geleceği önceden belirlendi.

Dönüşen Dönüştüren Edebiyat / Yakın Okumalar dizisinin Nisan ayı seminerinde Murat Gülsoy 2017 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Kazuo Ishiguro’nun edebi türler arasındaki sınırları hüzünlü bir varoluşsal hikâye ile aşan Beni Asla Bırakma adlı romanını inceliyor.

Kayıt ve Bilgi İçin:

0 212 232 0250 / 0 532 653 6676

Ayfer Tunç – Murat Gülsoy Diyaloglar Nisan 2022

Ayfer Tunç ve Murat Gülsoy, 8 Nisan Cuma günü saat 20:00’de, Merkez’in YouTube kanalında ilk gösterimi yapılacak olan Diyaloglar’da, İsviçreli yazar Fleur Jaeggy’nin Disiplinli Güzel Günler romanını ele alacak.

İtalyanca yazan Fleur Jaeggy’nin ilk baskısını 1989’da yapan I beati anni del castigo adlı romanı, Mart 2019’da Şemsa Gezgin’in çevirisiyle ve Disiplinli Güzel Günler başlığıyla Can Yayınları tarafından yayımlandı.

Frédérique ile geceleri ayrı evlerde uyumanın ötesinde gündüzleri de ayrı sınıflardaydık. Sofrada da yakın oturmuyorduk ama onu görebiliyordum. Sonunda o da bana bakmaya başlamıştı. Belki ben de ilginç bir insandım. Alman dışavurumcuları, yaşam ve henüz işlemediğim suçlar ilgimi çekiyordu. Ona, on yaşındayken bir başrahibeye hakaret ettiğimi, “inek” dediğimi anlattım. Ne kadar sıradan bir sözcüktü, anlatırken sıradanlığımdan utandım. O yüzden okuldan atılmıştım. “Özür dile,” demişlerdi. Dilememiştim. Frédérique güldü. Neden yaptığımı sorma inceliğini gösterdi. Böylece ona yavaş yavaş sekiz yaşındayken neler yaptığımı anlatmaya başladım.

— Disiplinli Güzel Günler, Fleur Jaeggy.

Arka Kapak Yazısı:

Savaş sonrasının İsviçre’sinde geçen bu tekinsiz romanın başlangıç cümlesi alabildiğine basit ve saftır: “On dört yaşındayken Appenzell’de bir okulda yatılı öğrenciydim.” Gelgelelim söz konusu ortam basitlik ve saflıktan oldukça uzaktır. Kaba ve bilgiç bir karaktere sahip olan anlatıcı merhametsiz ve soğuk bakış açısıyla okuldaki tutsaklık hayatını gözler önüne serer. Çok geçmeden, görünüşte mükemmel bir kız olan yeni öğrenci, Frédérique’e gönlünü kaptırır ve onu baştan çıkarmak için elinden geleni yapar. Ancak daha sonraları, kendine bağladığı bu kıza karşı hiç de cömert davranmayacaktır. Anlatıcının kendi entrikalarını; günlük ilişkilere sızan tahakkümün, kontrol ile deliliğin doğası konusunu uzun uzun irdelemesiyle romana ürkütücü, ele gelmez bir atmosfer hâkim olur.

EDEBİYATTA DELİLİK: Paranoid ve Şizofrenik Yanılsamalar 

10 Nisan Pazar 16:00-18:00

İnsan ruhunu ve aklın sınırlarını araştıran yazarlar bu zorlu yolculukta hem kendileri dönüşürler hem de edebiyatı dönüştürürler, okurlarına da farklı düşünüş ve kavrayış biçimlerinin ihtimalini sezdirirler. Dönüşen Dönüştüren Edebiyat seminer dizisinin bu bölümünde şizofrenik yanılsamalar üzerine kurulan metinlerin nasıl yeni edebi imkanlar sunduğunu inceleyeceğiz.

Değinilecek metinlerden bazıları: Kör Baykuş (Sadık Hidayet), Trenle Seyahat Etmenin Avantajları (A. Orejudo), Guguk Kuşu (Ken Kesey), Bir Deli Değilin Defteri (Feyyaz Kayacan), Bir Deliler Evinin Yalan Yanlış Anlatılan Kısa Tarihi (Ayfer Tunç), Koleksiyoncu (J. Fowles), Anayurt Oteli (Yusuf Atılgan), Yapraklar Evi (Mark Z.Danielewski).

Kayıt olmak için:

+90 212 240 44 02

+90 533 812 65 60

https://yazmakatolyesi.com/urun/muratgulsoy/

%d blogcu bunu beğendi: