Bjork’un Metakurmaca Şarkısı

Metakurmaca kavramının en güzel uygulamalarından biri Bjork’un Bachelorette adlı video’sudur. Metakurmaca kavramına bu blog’a adını veren 602. Gece adlı kitapta uzun uzun değinmiştim. Bir yapıtın kendinden söz etmesi, kendini konusu haline getirmesi, o yapıtın içeriğinden söz ederken yapıtın yapım sürecinden de söz etme gereksinimi doğurması, metnin kendi üzerine dönmesi (kapanması)… gibi aslında soyut tariflerle anlamaya çalıştığımız bu kavramın beni neden bu kadar çektiğini aslında ben de tam olarak bilmiyorum. Belki bilmek de istemiyorum. Bir yanıyla, Borges’in dediği gibi işin ‘kader’ yönü var. Yani, “kahraman kendine biçilmiş olan hikâyenin / kaderin farkında olduğu için tam da kaderinin gerektirdiği gibi yapar” paradoksu olası tüm ilahiyat açıklamalarını bağlar. Öte yandan sanat yapıtında metakurmacaya baktığımda, beni asıl ilgilendiren tarafıyaratma sürecinin (yaratıcısı, yaratılma ortamı, tarihi, coğrafyası, dili vd) yapıtın konusu haline gelmesidir. İşte bu haliyle metakurmaca Bjork’ün videosunda harika bir şekilde görselleştirilmiş.
Videonun / şarkının kahramanı olan genç kız bir gün toprağın derinliklerinde gömülü bir kitap bulur. Sayfaları bomboştur. Ama o bu boş sayfaları açtığı anda kendi hikâyesinin yazılmakta olduğunu görür. Tıpkı Don Kişot’un zaman zaman yazılmakta olan bir hikâyenin kahramanı olduğunu düşünmesi ve bunu dile getirmesi gibi. Kitabın satırlarında okuduğu her şey gerçekleşmeye başlar. Kitap kendi hayatının hikâyesini anlatmaktadır; yayınlandıktan sonra müthiş bir bestseller’a dönüştüğünü, yayıncısına âşık olduğunu, hikâyenin sahnelendiğini ve sonunda doğa ananın verdiğini geri istemesiyle her şeyin başa döndüğünü görürüz. Video’da bu hikâyenin kendini tekrarı farklı çekim teknikleriyle verilir. ‘Gerçek hayat’ diyebileceğimiz ilk katman siyah-beyaz eski filmler gibi çekilmiştir, hem film hem de belgesel havası verir anlatıma. İkinci katmanda yüksek prodüksiyonlu bir Broadway müzikali şeklinde görürüz hikâyeyi. Daha sonraki iç içe geçmeler bu sahnenin içinde tasarımın git gide sadeleşmesi, ayrıntıların silinip en kaba çizgilerin kalması metakurmacanın nasıl bir sonsuzluk uçurumu haline gelebileceğini bize anlatır. Sanat yapıtının içine sanat yapıtının konması gerçekten de imkânsıza yakın bir hayaldir, üstelik kışkırtıcı bir tuzaktır da.
Bjork’un video’su metakurmaca konusunda yazılabilecek onlarca sayfanın yerini tutacak denli aydınlatıcı. Her aşamasında kendimize soracağımız tüm o paradoksal soruları uyandırmayı başarıyor…

Son bir şey daha: Kitap sahneye çıktığı anda boyutları büyüyor, kitap olmaktan çıkıyor, bir butafora dönüşüyor. Yani bir gösteri nesnesine, sahne eşyasına, bir temsile dönüşüyor. Sahnedeki roman sadece bir roman temsili haline geliyor.

Bir başka not: Metafiction kavramını üstkurmaca değil de metakurmaca olarak çeviriyorum. Bunun nedeni meta- ön ekinin anlam zenginliğini kaybetmemek. Meta eki “sonralık” (metakronizm), “değişim, dönüşüm” (metamorfoz) ve “üst, öte” (metafizik) anlamlarını taşıyor. Dolayısıyla metakurmaca denildiğinde hem “kurmaca-ötesi”, hem “dönüşen-kurmaca” ve hem de “kurmaca-üstü” anlamlarını içeren bir kavram elde edilmişi oluyor. Gerçekten de bu tip kurmaca eserlerde hem kurmacanın dışına çıkma, ötesine geçme deneyimi yaşanır, hem kurmacanın yazım sürecine dikkat çekilerek bir dönüşüm ifade edilir hem de kurmaca kurmaca üzerine önermelerde bulunduğu için bir kurmaca-üstü konum oluşur.

Reklamlar

3 comments

  1. >Önce filmi izledim. Müzik ve görüntü bütün olarak beni çok etkiledi ve edebiyattan (yani sizin kullandığınız, okurken bana yabancı gelmese de henüz sözcük anlamlarını bilmediğim kavramlar) çok daha ayrı biçimde filmin, müziğin aynı anda içine girip neredeyse hatırladım, yaşadım. Ceviz Kabuğundaki Evren gibi birşeydi, boyutlar arası turlamak gibiydi, hepsi aynı anda gibiydi, bütün olasılıklar gibiydi, belki de "alef"di.

    Beğen

  2. >Matematikdeki özyineleme(recursion) kavramının edebiyattaki karşılığı adeta, ki aynı şeyin geometrideki bir anlamda görseldeki karşılığı olan Mandelbrot'u gören herkes ondaki evrenle olan yakın ilişkiyi, açıklanamaz bütünselliği nasıl da kolaylıkla kurar.

    Beğen

  3. >602. Gece'yi okuduğumda da çok etkilenmiştim. Şimdi Bjork videosunu izleyip yorumunuzu okuyunca da aynı şeyleri hissettim. Gerçekten metakurmacayı çok güzel göstermişler. Aslında hepimiz elimizde sayfaları boş olan bir kitap taşımıyor muyuz? Videoda olduğu gibi biz de yaşam boyunca o kitabı dolduruyor ya da o kitapta yazılanları yaşıyoruz. Bunların eşzamanlı olmaları hangisinin daha önce olduğunu karıştırıyor. Videoda bitmiş bir kitap var, birbiri içine girmiş tekrar eden bir hikâye ve verilen şeyin doğaya dönüşü.İnsanın doğup-yaşayıp-ölmesi'ni anlatıyor aslında.Döngüyü yani. Bu arada twitterdaki resmi merak ediyordum. Bu videoyla açıklığa kavuştu 🙂 sevgiler, selamlar.

    Beğen

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s