Doğa Boşluğu Sevmez: Kahire’nin Mor Gülü Üzerine

>

Kahire’nin Mor Gülü hoş bir Woody Allen filmidir. Ekonomik kriz yıllarında mutsuz ve yoksul bir kadının o sıralarda gösterimde olan bir filme defalarca gittiğini, filmi izlerken sıkıcı hayatından sıyrılarak kurmaca dünyanın büyüsüne kapıldığını görürüz. Kadının mutluluğu öylesine belirgindir ki bu kendinden geçişi filmin başkarakteri de fark eder ve beyaz perdeden dışarı çıkar, kadınla birlikte kaçar. Ardında bıraktığı film devam eder.

Kurmaca karakterin kurmaca dünyasından çıkması kendi başına bir meseleyken, gerçek dünyanın içine sızması da ayrı bir mesele oluşturur. Kurmaca karakterin kendi durumunu fark etmesi, kurmaca bir karakter olduğunu anlaması çok yazılmıştır. Ancak kurmaca karakterin kendi kurgusunu terk ederek gerçek dünyaya sıçraması çok da rastlanılan bir hikâye değildir. Gerçek bir kadınla aşk yaşaması değildir sorun yaratan; karakterin, o rolü oynayan oyuncu ile karşılaşmasıdır. Daha önceki örneklerinde kurmaca karakterlerin sıklıkla yazarlarıyla karşılaşmaları, yüzleşmeleri söz konusu edilmişken bu sefer karakter kendisini canlandıran oyuncu ile karşılaşır. O zaman da şu soru ortaya çıkar: Ortalıkta dolaşan bu karakteri tam olarak kim yaratmıştır: Senarist mi? Yönetmen mi? Oyuncu mu? Oyuncunun bedeninde göründüğü için en çok onunla bağlantılıymış gibi durur bu filmde. Söz konusu kurmaca yapıt bir roman olduğunda sorun yazarla karakter arasındadır ve yapıt hemen Tanrı ile İnsan ikiliğinin bir metaforu haline gelir. Ama sinema filmi farklı bir yaratma sürecinden geçer. Yaratıcı kim sorusu bu bağlamda farklı anlamlar yüklenir.

Unutmadan ekleyeyim, filmden çıkan Tom Baxter karakteri sadece o sinema salonundaki kopyadan çıkmıştır. Ülkenin başka yerlerinde oynayan Kahire’nin Mor Gülü kopyalarındaki Tom Baxter’ların da filmlerinden çıkmaya çalışmaları yapımcı firma için sorun haline gelir!

Filmden kurmaca karakterin çıkışının bir diğer ilginç sonucu da Tom Baxter filmin içinden çıktığında diğer kurmaca karakterlerin ne yapacaklarını bilemez şekilde o sahnede kalmalarıdır. Geri dönmesini beklemeye başlarlar. Tiyatro sahnesi olmadığı için oyuna son veremezler. Gerçek hayat olmadığı için de hikâyeye devam edemezler. Gerçekte biri hayatı terk ettiğinde (yani öldüğünde) ardında asla boşluk kalmaz. Doğa boşluğu sevmez (horror vacui) sözü gerçek yaşam için geçerlidir; ama Kahire’nin Mor Gülü’nde bu sözün tersine çevrildiğini görürüz. Bu da bize garip bir zevk verir. Aslında o narsistik, çocuksu yanımızdır bu zevki alan: Öleceğini bir türlü kabullenemeyen, biz öldükten sonra hayatın tamamen durması gerektiğini, biz olmadan hayatın ne gibi bir anlamı olabileceğini düşünen tarafımızdır.

6 comments

  1. >gerçek dünya ile hayal dünyasının sınırlarının birbirine karıştığı enteresan bir filmdir bu.. boyut değiştirerek gerçek dünyaya geçiş ve sonrasında yaşanılan bir aşk..akabinde asla kabul edilemeyen terk edip gitmek ki esası ben burda mıydım sorusu?

    Beğen

  2. >Ne çok severim Woody Allen'ı ve bu filmini. İlk seyrettiğim zamanlarda bu yorumları yapabilecek ve anlayabilecek düzeyde değildim tabii ki:) Şimdi başka bir gözle yeniden seyretmeli. Eminim çok daha zevkli olacak. Tşk.

    Beğen

  3. >Evet,gerçek hayatta ölüm kurmacadaki gibi bir boşluk yaratmıyor.Belki mental bir boşluk.Tortuları kalsa da hayat devam ediyor.Ben, ölümün ölende bıraktığı boşluğu merak ettim ve bu satırlar aktı.NEFESKara eller,Bedeni pamuk kefene sarmadan önceki son an.Ruhun gitmek mi,kalmak mı istediği.Kim bilebilir?kim yaşar?,kim gürür?Kendinden başka.Nefes savaşında durduğun o an…Bilmediğin sonsuzluk ,Bildiğin dünya arasında.Zamansız ölümden korkarım ben.Dumansı halini aldığında,Bir şey kalması aklında 'keşke' dediğin.Düşündüğünü doya doya yaşa ki;Ne ölümden,ne sonsuzluktan korkma!

    Beğen

  4. >İşin aslı ne biliyor musunuz diye bu cümleye başlamak istedim bir an ama sonra işin hiçbir aslının olmadığını fark ettim. Yani ne kurmaca ne de gerçek hayat, algılarımda bir değişiklik yaratmıyor.Şöyle ki bu filmi bitirdiğimde "ne yani şimdi anlatılmak istenen neydi? diye sordum kendime. Kurmaca hayatın cazibesi mi gerçek hayatın önlenemezliği mi yoksa bizler her ne kadar kurmaca hayatlara imrensek de er geç gerçekle yüzleşecek olmamız mı? Gerçek sandıklarımızın da bir kurmacanın ürünü olup olmaması durumunun söz konusu olabilirliği mi?O halde bir soru daha bütün bunlar böyleyken: Cecilia'nın ilk başta Tom'a yakın duruşu –yani bir hayale- fakat filmin sonunda gerçeğiyle gitmeyi tercih etmiş olması bize ne anlatmaya çalışıyordu? Kurmaca hayatlara ya da bir hayale istek duysak da er geç fark ettiğimiz asıl gerçek, bulunduğumuz dünya ondan vazgeçecek kadar cazip bir yer haline dönüşebilir mi? Hele diğer başka gerçekler varken? Filmin sonunda Cecilia'nın elindeki yukeleleye bir bakışı vardı. O ona gerçek dünyayı hatırlatan tek objeydi o sahnede. Sapını yumruklarını sıkar gibi tutuyordu ama sonra birden yeni filmin sahnesine ıslak gözlerle bakmaya başladığında, o gerçekliği kendinden uzaklaştırıp yan koltuğa usulca bıraktı. Üzgün ve biraz da ne olduğunu anlayamamış gözlerindeki bakış son karede yavaş yavaş yüzünü gevşeten bir gülümsemeye bıraktı ve film sona erdi. Orada acı yoktu ama Tom'dan ayrıldığında gerçek hayattan kopamayacak kadar da cesurdu. Asıl acıyla hali hazırda yüzleştiği yahut yüzleşeceği… Hal böyle olunca, kurmaca hayatların bizlere anlık da olsa yaratmış olduğu duygu ve yaşantı sayesinde bir özgürlük alanı sağladığını, andan sıyrılabilmek için belki bir kaçış yolu olduğunu anlamak zor değil. Ama yine de son cümlelerinize takıldım: “biz öldükten sonra hayatın tamamen durması gerektiğini” düşündüğümüzü söylediğiniz o cümleye… Tuhaf olansa -elbette bana göre- asıl gerçek, hayatın içinde de bir sürü kurmaca hayatlar yaşadığımız ve işte bu yüzden algım bu iki kavram arasında herhangi bir değişikliğe izin vermiyor. İkisi de gerçek çoğuna göre…Çok iç içeler . Bir kapıdan çıkıp bir sinema salonuna girmek ve arka kapıdan tekrar çıkmak gibi…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s