Yayıncılığın Büyüsü Bozuluyor

Blog ortamında yayınlanan öykülere yazılan yorumlar ve kişisel düşünceler bir süre sonra o metnin bir uzantısı olmaktan çıkıp başlı başına bağımsız bir metne dönüşme potansiyelini taşıyor. Metinler başka metinleri doğuruyor, üstelik bu durum diğer okurlar tarafından da görünür hale geliyor. Bu başlı başına yeni bir yayın ortamı demektir. Bir zamanlar dergiler için söylenen onlar edebiyatın kan damarlarıdır gibisinden mecazları bence bugün internet aracılığıyla sürdürülen bu dinamik ortamlar için yeniden telaffuz edebiliriz. Eskiden sadece dergilerde yayınlanma şansını yakalamış bir avuç yazar ve mektup yazıp gönderecek kadar meraklı az sayıda okur arasındaki iletişimden çok çok daha verimli ve demokratik. Okur’un anında yazara dönüşme ihtimali var. Bu şeffaflık ve iletkenlik yayıncılığın büyüsünü bozuyor. Bu çok iyi.
Olumsuz yönleri neler olabilir? Bunu zaman gösterecek.

7 comments

  1. >On bir yaşındaydım. Koca bir kütüphanenin önünde durup parmak uçlarımda yükselerek, boyumdan çok yukarıda olan bir kitabı almaya çalışmıştım. İnanılmaz zor bir durumdu. Hala o kitabı gördükçe aklıma yıllar öncesinin bu çok sevimli anı gelir ve gülümserim. İyi ki, iyi ki başından büyük o yere doğru uzanmaya çabalamışsın Burcu. Zaten ondan sonra başladı hayaller/hayallerim. O kitabın adı: Halikarnas Balıkçısı idi. Küçük parmaklarım ve henüz olgunlaşmamış düşüncelerimle o kitabı itekleye itekleye nasıl okuduğum meçhul. Hoş o yaş için oldukça da ağır bir kitap/mış 🙂 Bunu yıllar geçip de bir gece vakti, dağılıp başka bir şehirde bambaşka sırada kurulan ama bu defa boyumun ulaşabileceği büyüklükteki kütüphanemin bir köşesinde görüp okumaya başladığımda anladım. Gülümsedim elbette. Çocuk aklımın o masum hareketi, beni ilerleyen yıllarda iyi bir okuyucu yapacak ve o dönemde beslenilen bir hayalin de ilk adımını atacaktı. Yazar olabilmek! Üniversite zamanında internetin de yardımıyla hız kazandı yazmak ve okunurluk. Edebiyat sitelerinde yazılarımı takip eden, onlara yorumlar yapan insan sayısı çoğalmaya başladı. Evet, kimi zaman yazdığım yazıların çok ötesinde metinler de doğmaya başladı. Arada sırada hala o yazdıklarımı okurum ve yorumları. Çünkü bazen yazan için belki de hiç beklemediği ancak olasılıklar arasında kendini illaki var edeceğini tahmin edebildiği yepyeni yazın konuları çıkabiliyor. Ben bir tek kelimeden bile etkilenebilmeyi seviyorum. Bana bu etkiyi verecek yazarları da!Sonrasında başlayan İstanbul yolculuğu ve Ankara'da yazmaya başlayıp bitirdiğim bir roman. Yayınevi bulma çabası, kendini anlatabilme çabası, dosyanın okunup okunmayacağı merakı ve buna benzer birçok şey vardı aklımda. Tesadüf eseri, bilinen bir yayınevi olmasa da benim on bir yaşımın en büyük hayali olan romanımı çıkarmayı başardım. Dağıtımcı sorunundan kaynaklı -daha doğrusu bir dağıtımcı olmadığından- kitap kitabevlerine ulaşmadı. Sadece Ankara İmge Kitabevi( ki bunda babamın Mülkiyeli olması faktörü önemliydi), Bolu'da ve İstanbul İmge'deki raflarda yerini aldı. İnternet üzerinden hala satışları devam ediyor ama bu elbette üzücü bir durum. Almak isteyenler bir şekilde bana ulaşıyorlar ama kitapçıda olmayan sadece belirli şehirlerde ve belirli yerlerde olan bir kitabın olması durumunu açıklamak çok da kolay olmuyor. Bir sürü detay. Yine de bu konuda inatçıyım. O kitabın bir şekilde ve belki zamanı geldiğinde kitapçılarda yerini alacağını biliyorum. Yazar olma hayali beni birgün o romanı yazdırmaya ittiyse, bunu hayal etmek hiç zor değil. Bunlar işin acı, tatlı, gülümseten, kızdıran, düşündüren ve en çok da neden diye sorduran yanı. Mesela eleştirilmek istiyor yazar, mesela Burcu sen daha yolun başındasın, senin şunları okumaya, bilmeye, yapmaya ihtiyacın var demesini istiyor/istiyorum. Bu konuda söyleyecek çok sözüm var ama sizin bu kısa yazınız beni yine tetikledi. İnternet ortamının okuyucuyla yazarı tıpkı yüzyüze oturup sohbet ediyormuşçasına yakınlaştırmasını seviyorum kendi adıma. Daha sıcak ve yazılanların daha içinde hissediyorum. Yayıncılığın büyüsünün bozulup bozulmaması konusuna gelince, belirgin bir şeyler söylemek zorlaşıyor açıkçası. Yani bu gerçekten zamanın göstereceği bir konu. Ama şunu biliyorum ki aralarında gerçekten başarılı olan insanların da olduğu bu ortamda, buna rağmen bir şekilde yazılarını kitaplaştıramayan insanlar için burası büyülü bir yer. Egoları olanlar, söyleyeceklerini, duyurmak istediklerini kelimelere dökenler, yazabilenler burada özgürce vücut bulabiliyor. Burası özgürlük sağlıyor ve bu da bence çok iyi. Ama bir kitabın kokusunu da değişmeyeceğim şeyler vardır. Bu arada Murat Bey bir şekilde metninizi yine işgâl ettiğim için özür dilerim.:) Ama bu konu benim de uzun bir süredir aklımda olan bir konuydu. Teşekkür ediyorum.

    Beğen

  2. >"Okur'un anında yazara dönüşme ihtimali var." demişsiniz. Aynı zamanda okurun yazara ulaşma şansı var. Düşünün elinize aldığınız ve bir çırpıda okuduğunuz romanın, öykünün hatta bir metnin yazarına nasıl ulaşırdık? Ben kendimden örnek verirsem sevdiğim yazarlara bir merhaba demek için bile yzarların söyleşi, etkinlik (ki azdır malum), bir de imza günlerini beklerdim. İmza günleri içinse ne yazık ki yazarın yeni bir kitabının çıkmasını çoğu zaman. Oysa sizin gibi blog, twitter gibi sosyal ağlarda ya da internet sitelerinde yazılarını ve düşüncelerini paylaşan yazarlara ulaşma imkanı iki tıklama ile mümkün. Olumsuz yönleri var muhtemelen.. Ve haklısınız bunu zaman gösterecek.

    Beğen

  3. >Bazen insan okuduğu, gördüğü, dinlediği bir eserin etkisinde kalır ve bu durumdan kurtulmak istemez bir süre. Eserin kendisine kattığı ile, yada, kendini içinde bulduğu o eser ile hayal kurar, hatırlar, yazar, dans eder, susar…Bir eserin ardından bunlar olabiliyorsa bu eser sahibinin büyücülüğündendir diye düşünür, sonrasındaki her hareketi bu büyüye yorarım.

    Beğen

  4. >Aslında Altkitap projesini de bunun bir ipucu olarak görüyorum. Ancak yayın dünyası, bu yapının da tam olarak tanımlamadığı, gerçekten başka bir mecraya akıyor gibi. Bir süredir süreli yayıncılığın internet ortamında farklı bir şekilde kullanılması üzerine bir öykü, eleştiri, inceleme çalışması yürütüyoruz: http://www.uzunhikaye.org Hikâyesi uzun olan bir "kısa öykü" platformu. Yazar incelemeleri üzerine kurulu, akademi dışında ama akademik bir disiplinle, daha çok katılımcı sistemle işleyen, tümüyle gönüllülük temelinde bir araya getirilmiş bir forum. "Edebiyatın kan damarı" belki de bu tip araştırmalarla yeniden beslenecek.

    Beğen

  5. >Bence de çok olumlu bir süreç. Fakat Türkiye'de internet üzerinden edebiyat yayıncılığı konusunda hala emeklemedeyiz. Nitelikli, donanımlı, iyi yazarlarla okurları bir araya getirecek, eş zamanlı paylaşım yaratacak bir edebiyat sitesi yok henüz. Büyük bir boşluk var bu konuda ve bence bu işi yapacak olanlar için getirisi çok büyük olacak. Bu blog gibi bireysel girişimler yolu açar umarım…

    Beğen

  6. >Berrin, ben de senin gibi düşünürüm. Hatta o çok sevdiğim ve büyülendiğim kitap bitince yazar beni gömülüp kaldığım bir kucaktan tekme tokat kapı dışarı atmış gibi hissedip sinirlenirim:)

    Beğen

  7. >bloglaşmanın iyi yanlarından biri kitap imzalatmaya gelen birinin "bölüm kandilliye taşındı abla" sözüyle yaşadığı hayalkırıklığını bloglar arasında gezinirken raslantıyla unutması olabilir. kötü yanıysa shuffle modunda yarımyamalak dinlenen şarkılara, yine yarım yamalak okunan yazılar eklenmiş olacak. dikkat dağınıklığı olan yeni neslin edebi tüketimi bu kanalla olacak. telegrafik anlatım:)

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s