Kosmos’un Çığlığı

>Kosmos'un ÇığlığıAslında çok da tuhaf değil. Çağın ruhu gençlikten çocukluğa doğru kaydıkça sanat yapıtlarında ve kültürel ürünlerde çocuksuluk da ağır basmaya başlıyor. Bu çocukluğa özlem değil, ya da bir yetişkinin çocukluğu üzerine düşüncelere dalması ve kendini deşmesi hiç değil. En azından yaygın olan bu değil. Yaygın olan, bastırılan içgüdülerin ortaya çıkma anlarında teşhirinden alınan ham zevk. Son zamanlarda Recep İvedik türü filmler veya Amerikan sinemasında da karşımıza çıkan “ergen oğlan çocuğu komedileri” gerçekten çok büyük sayıda izleyici topluyor; güldürüyor. Bu yapıtların izlenmesinden alınan zevki tahlil etmek hiç zor değil, zaten kendini pek saklamıyor, kılık değiştirmiyor. Serbest kalmış bir id adeta. Ergenlerin ipten kazıktan kurtulma anlarının tüm bir gündelik yaşama yayıldığında oluşan bir komedi… Başka bir şeymiş gibi de sunmuyorlar kendini. Zaten özelliği de o, her şeyi ortada olması; bastırılanın geri dönüşü. Üstelik bir tüketim ürünü olarak paketlenip sunuluyor izleyiciye, ticari bir olay, üreticilerinin başka bir amacı da olmasa gerek. Ama bir de yüksek sanat alanında yapılan filmler var. Orada çocuksu olanın ortaya çıkışı gerçekten incelenmeye değer.

Atilla Dorsay, Kubrick’in 2001 Uzay Macerası gibi yıllarca tartışılacağa benzer dediği Reha Erdem’in Kozmos’unda Battal (Kosmos) karakterini izlerken onun Recep İvedik’in kan kardeşi olduğunu hissettim.

Filmin geneline yayılmış olan bayat New Age mistisizminin ne yazık ki çok fazla bir tartışma yaratacağını sanmıyorum. 2001 Uzay Macerası 68 hareketinin çiçek çocuklarının modernizmle hayal kırıklığına uğrayan ruhlarını doğu mistisizminde araması dönemine denk gelmişti, o zamanlar için yeniydi. Artık bu durum zaten tartışma dışı. Kimsenin New Age mistisizmini sorguladığı falan yok. İki nedenle yok, birincisi zaten artık gündelik yaşamın bir parçası oalrak yaşanıyor; ikincisi ve daha önemlisi, mistisizm artık uyuşturucuların ve bilinç deneylerinin özgürleştirici sosuna ihtiyacı olmaksızın, maskelenmemiş haliyle yani geleneksel dinler yoluyla çağın ruhu üzerinde doğrudan etkili oluyor. Bu bağlamda Reha Erdem’in Kosmos’u gerçekten de ilginç bir melez. Yönetmenin daha önceki filmlerinde sıklıkla işlediği temalar burada da var aslında. Belki kendi yolculuğunu derinleştirmeye çalıştığı da söylenebilir. Genellikle erkek olma, yetişkin olma sürecini bir suçun üstlenilmesi ve özellikle de hırsızlık ekseninde işlemesi (Kaç Para Kaç ve Korkuyorum Anne’de çok belirgindir) Kosmos’da da kendini gösteriyor. Ama Kosmos sadece bundan ibaret değil. Bu konu diğer filmlerinde daha alışılmış gerçekçi hikâyelerin içinde işlenirken burada nereden geldiği belli olmayan, meczup bir karakter üzerinden anlatılıyor. Korkuyorum Anne’deki gelişmemiş, çocuk kalmış erkek karakterleri burada artık bir hikayenin dolayımına sığınmaya ihtiyaç duymuyor. Serbest kalmış id ya da temel içgüdüler Battal’da (Kosmos’da) bedenlenmiş gibidir: Hoşuna giden her dişi karşısında coşan, cinsel enerjisiyle kendinden geçen, asla çalışmak, yetişkinlerin dünyasına katılmak gibi bir düşünceye sahip olmayan, canı istediğinde çalan, sürekli şeker yiyen bir çocuktur o. İşte bu bağlamda Recep İvedik’in küçük kardeşidir aslında. Çünkü her hangi bir toplumsal kuralla uzlaşmak gereği hissetmez. Bu temel-içgüdü adamının içinden geçtiği olayların da bir anlamı yoktur o yüzden. Çünkü bu kurulmuş olan dünyada Battal’ın tek derdi vardır; içinden yükselen, taşan o muazzam hayat enerjisini boşaltmak. Ancak Battal karakterini yaratan yönetmen çok tanıdık bir şey yapıyor ve bu temel içgüdülere mistik anlamlar yüklüyor. Filmi kitch yapan o Battal’ın kutsal metinlerin taklidi sözleri aslında Recep İvedik’ten daha gülünç bir durum ortaya koyuyor. Ancak ne yazık ki çağın ruhu bunu bir komedi olarak izlememize izin vermiyor. Peki daha önce çok daha incelikli anlatılara imza atan yönetmenin böyle bir sapma yapmasının nedeni nedir? Benim düşüncem, kendi yarattığı ile başa çıkamamış bir yaratıcının ilk kaçış planını uygulamasıdır: Yarattığı Battal karakteri aslında tüm filmografyasında kovaladığı kendi gölgesinin en başarılı şekilde ortaya çıktığı haliydi. Yani bir fırtına gibi şehre girecek ve orayı alt üst edecek, tüm otorite odaklarını gülünç duruma düşürerek kendini ortaya koyacak libidonun cisimlenmiş hali olan Battal’ı/Kosmos’u yaratmıştır yönetmen. Ama bununla yüzleşmek yerine bu durumu dinsel söylemle yüceltmeyi tercih eder. Kosmos’un ağzından dökülen tüm o dini sabuklamalar bu amaca hizmet etmektedir. Kosmos’un konuşmadığı, sadece çığlık attığı, dişisini çağıran bir hayvan gibi uçtuğu, tırmandığı, seviştiği coşkun halleridir asıl olan. Keşke bir olanağımız olsa da Kosmos’un konuşmalarını silerek tekrar izleyebilsek filmi… O zaman Kosmos’un aslında ne olduğunu görürüz. Bu tabii utanç vericidir. Çünkü bilinçdışının arzuları çoğu zaman bencildir, toplumdışıdır, ahlaksızdır, yırtıcıdır, ama zevklidir, insanı hazdan doruklara tırmandırır. Kosmos böyle bir ‘şeydir’. Ama unutmayalım ki Kaç Para Kaç’ın kahramanı ahlaksızlık yaptığı ortaya çıktığında kendini pencereden atacak kadar utançla başa çıkamayan bir karakterdir. Yönetmenin bu ‘şey’le yüzleşmek yerine onu dinsel olanla yüceltmesi belki de beklenmedik bir sonuç olmamalıydı. Çünkü bu insanın kendini kısa yoldan iyi hissetmesini sağlar. Hem bastırılmış olanın ortaya çıkışına olanak tanınmıştır, hem de dinsel söylemle yüceltilerek utançtan kurtulunmuştur. Oysa sanat yapıtından beklenen, bizi utançtan kurtarması değil onunla yüzleştirmesidir.

Reklamlar

5 comments

  1. >Yazınızı yayınlandığı gün okumuştum. Hazmetmem zaman aldı: Filmi henüz görmedim ama hakkında yazdıklarınız benim kendi yazılarıma farklı bir gözle bakmama sebep oldu. En azından neden içime sinmediklerini farkettim. Teşekkürler.

    Beğen

  2. >Acikcasi seyredeli uzerinden bir kac hafta gecti ama kar ve kars temasi ozellikle benim hosuma gitmisti. Icerik olarak dini ogeler uzerinden hareket edilmesi ilk etapda beni de rahatsiz etti fakat alt okumasini ben cok baska turlu yaptim. Bana gore dini kullanarak kuzu postuna burunmus kurt olabiliyorsunuz bir nevi. Sonuc olarak ben konuya daha ironik ve hatta elestirel yaklastim. Reha Erdem'in de boyle yapmis olacagini varsaydim. Hepsi benim hipotezim, curutulur, curutulmez…Kahramanin cigliklar atan, ucan, temel ic guduleri ile yasayan, bunun icine yemek, uyumak ve sex giriyor, bir kimlik olarak bize verilmesinde ben bir gariplik gormedim. Bu sekilde hizir kimligindeyken ne oldugunun ve ne yaptiginin insanlarca onemsenmedigini, fakat islerin bir anda tepe taklak olup bir yabancinin tanri misafirliginden tekrar azili bir sucluya donusturulmesinin an meselesi oldugunu iyi islemis bir film bence. Bende de eksik kalan bir duygu olmadi degil, oldu ama bunu henuz fazlaca ne olduguna dair dusunmus degilim. Sanki derinlik azdi, kiz o role pek uymamisti vs vs. Ozge

    Beğen

  3. >Bir sinema eserini sadece metnine bakarak eleştirmek ne kadar doğrudur? Sinema önce gösterme işidir! Reha Erdem göstermiştir! Önce onun hakkını verip sonra metni hicvetmek daha insani olur.

    Beğen

  4. Dün akşam seyrettim filmi. Bugün tweetinizi gördüm. Kozmos. Oldukça aklımı kurcalayan bir film oldu. Oysa Recep İvedik’i zar zor bir kez izledim ve seçilmiş karaktere/karakterlere yapılan haksızlığa gülenlere de, filmin kendisine de 5 dk daha tahammül edebileceğimi sanmıyorum. Daha önce okuduğum yorumunuzu bugün tekrar okudum. Bu anlamda Recep Ivedik’le yapmış olduğunuz benzetme benim tarafımdan pek doğru görünmüyor. Belki filmde ben fazla derinlik aradım ama dini söylemlerin kesinlikle ironik olduğunu düşünüyorum, Battal’ın seslendirmesi ile de bunun vurgulandığını. Yönetmen bütün bu derinlik arayışı içinde belki de en basit olanı vermiş en sonunda, filmin başladığı gibi bitmesi ile…aslında evrende herşey olduğu gibi, hep aynı…

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s