İçboşluk

Doksanlı yılların ikinci yarısında Yekta Kopan’ın başlattığı altzine.net internet platformunda (ki o zamanlar internet dergisi derdik) Sercan Şengün ile etkileşimli edebiyat metinleri yaratmanın peşinde koşardık. Zaman içinde bazı teknik sorunlar nedeniyle o eski altzine.net yok oldu, şimdilerde yeni bir ekiple yoluna farklı bir noktadan devam ediyor. Geçenlerde arşivimde altzine’de yaptığımız bazı işleri buldum. Üstelik çalışır durumdalar. Aşağıda bunlardan biri var. Bağlantıyı tıkladığınızda açılan pencerede sadece bir siyahlık karşılayacak sizi. Bu içboşluğun rengi. Ama orası gerçekten boş mu? Biraz gezinirseniz karanlığın içinde yankılanan kimi cümlelerle karşılaşacaksınız. İşte bağlantı aşağıda:

Reklamlar

10 comments

  1. >Eğlenceli, ürkütücü, düşündürücü-taşındırıcı…Sanki aslında karanlığın, daha net görmemizi sağladığı bir yer iç boşluğumuz! Teşekkürler…

    Beğen

  2. >99 yiliydi sanirim ilk karsilasmam Icbosluk'la. Hele o zamanlar icin olaganustu bir deneyimdi benim icin! Tesekkurler, cunku Icbosluk'ta yeniden dolasmak, var gucuyle etimden etler kopararak iskenceye baslayan su hafta basinda bir nebze merhem oldu…

    Beğen

  3. >Sonunda içboşluğa bir kez girebildim ve tekrarı olmayabilir diye notlarımı aldım. Nitekim tekrarı olamadı! Aralıklı da olsa yaklaşık yirmi dört saatlik uğraştan sonra izlenimlerimi aktarmayı bir borç biliyorum. Bir kere karanlık çok rahatlatıcı. Öyle kör olmak falan gibi değil. Yazılara çarpa çarpa dolaşırken tüm duyular ayakta. Görme duyusu ise ümidin en üst aşamasında bekliyor. Dili dolaşan sarhoş çok hoş. Karanlığın iyi yüzü. Tıpkı anlamsız bulduğu her şeyi yok edenin karanlığa yakıştığı gibi (kötü yüz). Aynı yerlerde durakladığımı sandığım zamanlarda farklı yazılarla karşılaşıp şaşırdım. Hayatın sürprizlerine benziyor. Siyah görünmesine rağmen çok renkli bir yaratı. Aciz insan ruhunu 'hadi, biraz gayret!' diye arkadan iteliyor sanki. Keşke çoğunluk girip bakabilse! Paylaştığınız ve oralarda dolaşabilmem için gösterdiğiniz gayrete teşekkürlerimle.

    Beğen

  4. İlk altzine’de -okumuştum- yazacaktım ki nedense –görmüştüm- demek daha doğru geldi. Demek ki
    –en azından benim deneyimimde- her ne kadar bir sürü cümle içerse de resme daha yakın olmuş. Çok hoş bir yaklaşım. Ama sanki iç boşluk denebilecek bir çalışma için cümleler fazla ehlileştirilmiş. Evet, ne demek istediğini anlatıyor ama daha çok içinden değil de ötesinden bakarak betimliyor. Anlatan o boşluğun içinde değil. O boşluğu biliyor, hatta belki bu konuda eğitimi de olan biri ama anlatırken oradan konuşmuyor. Bir okur olarak ben de dışardayım. Anlıyorum ama deneyimlemiyorum. Galiba düşünce olarak çok hoş geldi ama sarsılmadım ve sanırım sarsılmak istedim. Çünkü yazının içinde bulunduğu ortam buna çok müsaitti. Bunları yazarken, ehlileşmemiş anlatım nasıl olurdu diye düşündüm ve aklıma gelen şeylerin sizin tarzınıza uymadığını fark ettim. Daha çok yeraltı edebiyatına yakın şeylerdi çünkü. Sonra, bu cümlelerin seslendirilmesinin nasıl olacağını düşünmeye başladım. O zaman çarptı. Tabi benim hayalimdeki seslendirme ile. Uzun lafın kısası, evirdim çevirdim, kendi istediğim etkiyi hissedene kadar uğraştım.

    Beğen

  5. “…Sen dışardayken aramızdan biri rüyasını anlattı… ”
    (Murat Gülsoy, Büyübozumu: Yaratıcı Yazarlık)

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s