Kara Delik

İki buçuk dakikalık bu film aslında iyi bir hikayeden tüm beklentilerimizi karşılıyor. Bu sözsüz kısa filmde sıradan bir beyaz yakalı ofiste geç saatte yalnız başına çalışmaktadır. Gecenin bir yarısı olduğunu duvardaki saatten anlıyoruz. Fotokopi çekiyor. Birden makineden üzerinde kocaman siyah bir yuvarlağın olduğu bir kağıt çıkıyor. Ne olduğunu anlayamayan adamımız kağıdı bir tarafa bırakıyor. Bu siyah yuvarlağın garip bir delik olduğunu, üzerine konduğu şeyin arkasına bir geçit açtığını tesadüfen fark ediyor. İşlevini anlar anlamaz, yiyecek otomatında kara deliği deniyor. Otomata para atmadan aldığı şekerlemeyi yerken ‘acaba daha nasıl kullanabilirim’ diye düşündüğünü yüzünden okuyoruz. Buraya kadar çok eğlenceli bir fikir olarak geliyor kara deliğin varlığı. Kim böyle bir şeye sahip olmak istemez ki? Fantastik bir kapı. Gerçekte asla olmayacak bir ilginçlik. Hikayelerde bu tür şeylerin karşımıza çıkması bizi rahatsız etmez, heyecanla devamını merak ederiz. Çünkü yazılı olmayan bir sözleşme vardır yazarla aramızda. O bize varsayalım ki böyle bir kara delik var der; biz de peki, varsayalım deriz ve hemen ardından devamını merak ederiz.

Bir tür düşünce deneyi adeta. Burada da önce izleyiciye bu kara deliğin nasıl çalıştığı öğretiliyor. Yiyecek otomatı bunun bir parçası. Ama aynı zamanda yapılan şey hırsızlık. Küçük bir şey belki ama yine de bedeli ödenmeden alınan bir yiyecek söz konusu. Bunu o anda önemsemiyoruz. Ama aslında -iyi hikayenin özelliği- bu bizi az sonra olacak asıl olaya hazırlıyor. Şirketin kasasını da soyabileceğini akıl ediyor kahramanımız. Önce kapıyı açıyor, ardından kasayı boşaltmaya başlıyor. Kasada çok para var. Aldıkça alıyor. Aldıkça alıyor ve en son kıyıda köşede kalmış bir deste para için iyice içeri sokuyor elini hatta yetmiyor, kendisi de giriyor kasanın içine ve… final: kasanın kapağına tutturmuş olduğu kağıt kendiliğinden düşüveriyor, hırsız suç üstü yakalanıyor. Bir fantastik unsur ve yedi ana günahtan biri… Burada cezalandırılan nedir peki? Hırsızlık mı? Hayır! Aç gözlülük. İşte finalin şaşırtıcı olmasının en büyük nedeni de bu. Eğer hırsızlık cezalandırılsaydı bu kadar ilginç olmazdı. Hepimiz çalmanın kötü bir şey olduğunu biliyoruz. Ama filmi izlerken ne yiyecek otomatı sahnesinde ne de kasayı soyarken “A, çok kötü bir davranış bu” diye düşünmüyoruz; tam tersine, fotokopi makinesinin içinden çıkan mucize bu işe yaradığı için zaten başka türlüsü de olamaz ki diye düşünüyoruz. Başka nerede kullanacaktı ki adam bu kara deliği? Aslında altta yatan düşünce şu: belli şeyleri yapma fırsatı elinize geçtiğinde bunu yaparsınız… O yüzden bu noktaya kadar adamla özdeşerek izliyoruz filmi. Ancak adamın açgözlülükle kasanın içine girip de kağıdın düşmeye başladığı anda “Tüh yapmasaydın keşke…” diyerek adamdan kopuyoruz ve bunun bir hikaye olduğunu, bir mesaj bildirdiğini fark ediyoruz; adamla yollarımızı ayırıyoruz. “Ben olsam ne yapardım” ya da “ben olsam durabilir miydim” sorusunu bu noktada soruyoruz kendimize. Hikayenin başarısı da burada gizli; temel bir insanlık durumunu anlatıyor, çünkü zamandan, mekandan bağımsız arketipsel bir özellik taşıyor açgözlülük. Film de bize ilginç bir şekilde ders vermiş oluyor, tek etki kuralına uyuyor, sadece açgözlülüğün kötü olduğunu gösteriyor. Bu öyküde Poe’nun sözünü ettiği tek etki meselesine denk gelen bir durum. Kara deliğe gelince… O da Borges’in söylediği gibi bir işleve sahip. İyi bir fantastik öyküde bir tane olağanüstü unsur olmalı, diğer her şey sıradan gerçeklikle örtüşmeli der Borges Alef öyküsünün son notunda. Gerçekten de burada bu tek olağanüstü unsur tam anlamıyla işlevini yerine getiriyor ve kendiliğinden bir simgeye dönüşüyor. İnsanın bazen hayatta karşısına çıkan fırsatları somutluyor, o yüzden de son derece başarılı bir öykü haline geliyor Kara Delik.

5 comments

  1. >Çok başarılı gerçekten.Being John Malkovich filmini hatırlattı bana.Orda da bir ofis ve bir delik var. İçinden geçince bir başkasının vücuduna giriliyor…

    Beğen

  2. >Rüya Güleç olayındaki intihalde de asıl sorun hırsızlık değil açgözlülük oluyor demek ki… Tırnak içinde bir veya birkaç cümle alsa açgözlülük olmayacak ve hiç sorun çıkmayacaktı. Hatta birkaç cümle alsa bu işten karlı bile çıkabilirdi. Entelektüel derinlik hissi uyandırırdı. Açgözlülükle yazının tamamını kendine mal ettiği için etik, ahlaki ve hukuki yönlerden sorun çıkıyor. Yazar kendi kendini yok ediyor. Açgözlülüğünün kurbanı oluyor.Karadelik hikayesindeki adam da aynı nedenlerle kasada kendini tutsak durumuna düşürüyor. Bir deste para alıp gitseydi, adamı takdir bile edebilirdik.

    Beğen

  3. >Murat Gülsoy korkuyorum lali adlı metninde akıl ve mantığı ön plana çıkarmış.Rüya Güleç kadınlığın verdiği avantajla aynı kelimelerle daha duygusal bir anlatım yakalamış.her mahkeme iki metin arasındaki farkı anlar.dava açmak boş bir uğraş olur ve sadece mahkemelerde ki dosya sayısını artırır.Böylece kara delikten daha çok katil dışarı çıkar.

    Beğen

  4. >Bu filmi çok önceleri tesadüfen izlemiş,etkilenmiştim.Kısa filmin vermek istediklerini,net ve derin bakış açısıyla çok güzel özetlemişsiniz.Gerçek şu ki;Sanatın naifliğiyle yumuşatıldığında,özümsediğimiz hatta tartışmasız kabul gören değer yargılarının al aşağı edilebileceğini de kanıtlayan bir anlatı.Gerçek yaşamda kabul edemeyeceğimiz bir çok şey sanatın içinde resimlendiğinde,olay kahramanının ruh dünyasını içimize alarak yadırgamamamız ,edebiyat,sinema…vs gibi sanat dallarının büyülü tarafının ispatı.İşte bu yüzden sanat,toplumun bilinç yolculuğunda eşsiz bir varoluş kapısı.

    Beğen

  5. >Benim de aklıma Marcel Aymé'nin Passe- muraille (Duvargeçen) adlı öyküsü geldi. Bir devlet memuru bir gün duvardan geçebildiğini farkeder. Banka vs soyar sonra sevgilisini gözetlemeye kalkar. Bir gün işler ters gider ve duvarın içinde kapalı kalır.Kara delikli bir kağıdım olsa ilk iş karnımın sağ tarafına yapıştırır, sonra da içinden elimi sokarak safra kesemi yerinden söker atardım. Bu aralar çok ağrıyor da…Yapıya ilişkin açıklamalar çok faydalı oldu. Teşekkürler.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s