Akla Ziyan Hikâye

İlk yazdığım öykülerden biri olan Akla Ziyan Hikaye‘nin edebiyattaki meraklarımı içinde taşıyan bir metin olduğunu yıllar sonra fark ettim. 1991-92 yıllarında yazmıştım; Hayalet Gemi’nin 11. Seferinde yayınlanmıştı 1993 yılında.

AKLA ZİYAN HİKAYE

 

‘Ben hikâye kahramanı değilim’ diye düşündürdü yazar hikâyesinin kahramanını:

Kahretsin! Ben hikâye kahramanı değilim. Değilim işte. Ama bunları da yazar söyletiyor olabilir bana. Ağzımdan çıkan herşeyi, hatta düşündüklerimi bile o yazıyor olabilir. Olabilir.

Yoksa deliriyor muyum?

Gerçekleri düşünürsem geçer. Gerçekleri düşünmeliyim. Benim bir işim, bir evim ve arkadaşlarım var. Tabii, yıllardır yaşıyorum; anılarım var! Yaşadığım bir sürü olay var. Bir sürü yer gezdim, dolaştım; vapura bindim, otobüse bindim, okula gittim. İlk, orta, lise… ilk-orta-lise. Hayır! Bir hikâyenin ilk sayfasında çarçabuk yaratılmış bir kahraman değilim. Ailem var. Annem, babam… Emekli bir memur olan babam. Yıllarca bir bankada çalıştıktan sonra ikramiyesiyle aldığı evimizde akşama kadar gazetelerden kupür kesip dosyalayan ak saçlı orta boylu adam… Var öyle biri. Onu da yazar iki cümleyle yaratmış olamaz ya. Hadi yarattı diyelim, içime baba sevgisini de o koymuş olamaz ya! Hadi yarattı diyelim, neden böyle anlamsız düşünceler yazıyor bana? Başka şeyler düşündürtemez mi? Düşündürtür… İsterse neler neler yaşatabilir: Peşime polis takabilir, ya da fahişe bir sevgili uygun görür bana, sayfalarca dayak yerim, çam yarması Sivaslı fedailerden… Olabilir, olabilir… Üstelik neden bu otobüsteyim? Neden bu şehirlerarası otobüste ter ve ayak kokuları içinde birden bire yaratıldım? Bunlar işgüzar bir yazarın canı öyle istediği için gerçek olamaz.

Bunlar gerçek olamaz…

Bari biraz uyusam. Of, uyku da tutmaz beni otobüste. ‘Kaza olursa uykunun gevşettiği insan savunmasız bir şekilde ölür’ diye bir takıntıyı da yazar yerleştirmiştir aklımın içine herhalde. Herhalde, hah-ha…

Üstelik ne gerek var bu kadar uzun bir yolculuğa? Bir kere bu bir hikâye olsa yazar öyle uzun uzadıya anlamsız bir şehirlerarası otobüste vakit kaybetmezdi. Şöyle soluklu, heyecanlı bir şeyler yazardı. Belki bir trene bindirirdi beni. Bindirmezdi, ülkede tren mi var? Muhakkak, öz-bilmemne otobüs şirketine bindirirdi ama isminden falan bahsetmezdi. Otobüs terminalini betimleyerek de kalemini tüketmezdi. Ne yapardı? İlle de bir yolculuk yaptırtacaksa, hareketimden evvelki düşüncelerimi verirdi. Mutlaka, bir ayrılık, bir sürgün otobüsü olurdu bu. İnce ince yağmur yağardı. Ben yağmurdan sakınarak sigara içerdim. Cebimde imkânsız bir kanyak şişesi olurdu. Çaktırmadan içerdim… Ya da, ya da polisten kaçıyor olurdum, belki de kanundışı birtakım adamlardan. Yok canım, artık böyle polisiye hikâyeler revaçta değil. Ama siyasi bir kaçak olabilirdim. Toplumsal içerikli bir roman! Bir cağ romanında güclü bir karakter. Evet, evet, gizli bir örgütün beyni olan ben, bir ispiyon olayına kurban giden adamlarım dağılınca kaçıyorum; artık her yer bana sürgün, hapis, herkes bana düşman sonum kesin idam! Boşversene, sonunda yazıldığım kitap toplatılır, her sayfada ayrı ayrı yanardım. En iyisi uçuk bir yalnız adam hikâyesi… Saçlarım uzun, sakalım traşsız yollardayım, biraz da toplumun dışındayım. Benzinli ağır bir çakmağım vardır. Kısa ve sert sigaralar içerim durmaksızın. Durmaksızın sokaklarda dolaşırım. Hiç bir yere ait olamayanların zarif bir resmiyimdir yazarın imgeleminde çizilen. Hayatla bağlarım şaşılacak kadar incedir. Bavulum yoktur, belki bir el çantası. Onunla dolaşırım. İcinde ne olduğu hiç açıklanmaz hikâyenin sonuna kadar. Okuyucu fazla merak da ettirilmez. Sonunda ‘beni sıradışı yapan gerçek’ çıkar çantadan. Barlara ve meyhanelere giderim. Ucuz pansiyonlarda kalırım. Çok değerli birtakım hatıralar vardır, onları satarım. Bundan da anlaşılır ki köklü bir aileden gelmekteyimdir. Aptal kadınlar yaklaşmaya calışırlar durmadan. Ben bunlara alışığımdır. Akıllı kadınlara da ben yaklaşmam, tehlikelidir. Zarif perçemlerimin ardında buğulu susarım, yüz vermem onlara, korkarım. Ayyaşlarla içerim. Onlar beni sever. Tek kelime etmeden dinlerim onları. Onlar hakkında kötü düşünmem. Kimse hakkında kötü düşünmem. Sadece, kendi kendime kaldığımda, işte orada, düşüncelerim şaşırtır okuyucuyu. Herkese hitabederim. Herkes kendinden bir şeyler bulur acılarımda. Duygularım evrenseldir. Tuvalete gitmem, burnumu karıştırmam. Kötü daha doğrusu estetik olmayan hiç bir alışkanlığım yoktur.

Of, saat hâlâ dörtbuçuk. Geçmiyor, geçmiyor.

İşte bir delil daha. Hikâye olsaydı hemen geçerdi zaman. Varacağım yere varır, yapacaklarımı yapar evime dönerdim. Duş alırdım. Bir de mutfak alırdım hah-ha… Telefona sarılır Ayten’i arardım. Belki Ferhat uğrardı akşamleyin, içki falan içerdik. Ya da ne bileyim bir şeyler olurdu işte. Hikâyede olay olması şarttır. Olaysız hikâyeler de yazılmıştır, fakat ben neden olaysız bir hikâyenin kahramanı olayım ki… Düşük bir olasılık.

Eğer gerçekten, güpegündüz bir hikâyenin kahramanıysam durum iyice çetrefil hale geliyor. Eğer öyleysem olay örgüsü neyi gerektiriyorsa onu yaşardım. Oturup da kahramanlığımdan şüphe etmezdim sayfalar boyunca. Belki de varlığını sorgulayan bir kahramanı oynuyorum. Mekân önemsiz, kurgu önemsiz… Her şey bilincimde olup bitiyor. Akla ziyan bir hikâye… Hayret edilecek bir durum olduğu açık. Öyle bir hikâye kişisiyim ki varlığımın nedeni varlığımı sorgulamak. Sadece bunları düşünmek için yazarın aklına düşmüşüm. Garip bir kısırdöngü, çünkü eğer öyleyse, ben gerçek değilim ve düşündüğümü zannettiklerimin hiç bir önemi yok. Şu otobüste ağır aksak akan zamanın da önemi yok. Asla bir kazayla devrilmeyecek olan hayal ürünü bir otobüs! Hiç bir yere gitmeyen, hiç bir önemi olmayan uyduruk yolcular! Belki yazarın yaşadıklarının tortusundan gelişigüzel seçilmiş bir mekân. Ve bir hiç olarak varlığım…

Herşeyi kabul ediyorum. Ama içimi kemiren şu soru olmasa: Neden, neden ben?

Yazarın içi nedensiz, burkulur, bir kaç damla gözyaşı önündeki boş sayfaya düşer. O zaman akla ziyan hikâye yazılmadan yırtılır…


Reklamlar

One comment

  1. Hikaye kahramanıyla özdeşleşip bir huzursuzluğun içine düşen, düşüp de çıkamayan okuyucunun, yazara yanıtıdır:

    ‘BU HİKAYENİN YAZARI BENİM’ DİYE DÜŞÜNDÜ.

    Elindeki kalemi daha bir sıkı tuttu. Evet, öyleyim. Canım kimi istese getiririm, ne isterse söyletirim. Ağzımdan çıkanlar hükümdür benim. Eminim.

    Yoksa şüpheniz mi var?

    Gerçekleri unutmalıyım. Gerçekleri düşünmemeliyim. Benim bir işim, beyazlamış saçlarım, yıllardır süren bel ağrım, birikmiş çamaşırlarım, terk edip gitmiş bir sevgilim, arzuladığım yan komşum, yaşlı bir kedim yok. Dün gece iki tek atmak için gittiğim yerde gülümsemeye çalışmaktan seğirmedi yüzüm. Kendimi yalnız, yabancı hissediyor da değilim. Ölümden korkmam. O, ben değilim. Ben, yazarım.

    Otobüse binen sensin, vapuru kaçıran, kaçırıp bir küfür sallayan, ardından bir sigara yakan. Onunla sen geldin göz göze. Geleceksin daha doğrusu. Ben bu bel ağrısından biraz kurtulup yazmaya başlayınca… Ne dersem onu yapacaksın. Kork diyeceğim büzüleceksin. Konuş diyeceğim şakıyacaksın. Ağla diyeceğim boğazın düğümlenecek. Ben hiç korkmayacağım, ağlamayacağım. Yazacağım. Seni anlatacağım. Her satırımda senden bahsedeceğim. Geceleri senin rüyalarını göreceğim, gündüzleri senin kelimelerini düşüneceğim. Seni hayal edeceğim her an. Nasıl yer, nasıl bakar, nasıl güler, ağlar, sevişir, kızar, uyur, uyanır… Bir düşün içinde savrulurken sen, ben seni kalın camların arkasından seyredeceğim. Tekrar tekrar göreceksin aynı kabusları. Sayfalarca…

    Bunlar gerçek. Senin gerçeğin, benim zihnim.. Benim.

    Her şeyi kabul edeceksin eninde sonunda. Ve ben yapayalnız kalacağım tek bir soruyla. Neden sen? Benim zihnimde? Neden?

    YAZARIN İÇİ BİLDİK BİR DUYGUYLA SIZLAR. BİR KAÇ DAMLA GÖZYAŞI EKLER ÖYKÜSÜNE. KAHRAMANIN KALEMİ ELİNDEN DÜŞER. İLK KEZ AĞLAMAKTADIR. NEDENSİZ.. YAZAR, ONA BİR HİKAYE KAHRAMANI OLDUĞUNU HİÇ DÜŞÜNDÜRTMEMİŞTİR.

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s