Zihin Açıcı Bir Bienal

Bugün İsimsiz (12. İstanbul Bienali), 2011 sergisine gittim. IKSV’nin düzenlediği etkinlik bu yıl öncekilerden biraz daha farklıydı. Video işler çok daha azdı örneğin. Ayrıca tüm sergi birbirine çok yakın iki binada toplanmıştı. Bu da serginin tamamını algılamakta bir kolaylık yaratıyordu. Bienal hakkında ayrıntılı bilgiler organizasyonun web sitesinde mevcut.

Çok etkileyici bir çok işin bir araya geldiği serginin bir adı yok bu yıl; daha doğrusu adı “İsimsiz (12. İstanbul Bienali)”. Bu da kendi içinde bir paradoks yaratıyor tabii. Tıpkı sergiye girer girmez karşılaştığım okul gezisine katılmış öğrencilerin boyunlarına astıkları kartonlarda İSİMSİZ ve altlarında kendi adlarının yazması gibi. İsim sahibi olmak kavramının her yanı deşiliyor sergide. Elbette kimlik, nüfus kağıdı, pasaport, sınır, vize, ülke, yer, mekan, beden, cinsiyet gibi kavramlar yapıtlarda açımlanıyor. Yapıt diye yazarken kısa bir an tereddüt ettim. Çünkü bu tür sergilerde çoklukla yapıt değil de  kavramını kullanılıyor. Sanırım kavramı bir kurma / yaratma ediminden çok bir eylem biçimini içerdiği için tercih ediliyor. Neyin sanat yapıtı, neyin iş, neyin politik eylem olduğunu tespit etmek elbette bu işle uğraşanların öncelikle yaptıklarını nasıl adlandırmak istedikleriyle ilgili. Ama bu Bienal daha kendi adından başlayarak bunu bir kez daha düşünmemizi öneriyor. Elbette adlandırmanın bir de otoritelerin iktidarı ile ilişkili sosyal boyutu var. Neyin sanat yapıtı olduğunu tanımlamaya kalkışmanın sorunlu bir iş olduğunun farkındayım ama zorluklardan kaçınmak da bizi bir hareketsizlik noktasına getirir; dolayısıyla bir tür ölçüte ihtiyaç var. Ben sanatın gerçeklikle kurduğu ilişkiye bakmaktan yanayım. Kimi yapıtlar mevcut dünyanın neyini nasılını netleştirme çabası içine girerler; kimileriyse net olarak görüneni bulandırırlar, en iyi bildiğimizden kuşkulanmamıza yol açarlar. Ben ikinci grubun sanatsal yapıt olmaya aday olduğunu düşünüyorum. Hatta şöyle sınıflandırabiliriz: Mevcut olanı netleştiren metinler bilgiseldir; net olanı bulandıran kurmacalar ise sanat yapıtı olmaya adaydırlar. Bilgisel derken bilimsel ya da ideolojik bir iktidar sahibi sözü kast ediyorum. Sanat yapıtının “bulandırma” işlevi ise bu tür bir iktidarın sorgulanmasından gücünü alır. En azından şimdilik böyle düşünüyorum.

Bu Bienal’de sergilenen işler arasındaki uyum ve bütünlük öncekilerden çok daha öndeydi. Biz -sanat yapıtı izleyicileri / okurları- her zaman bütünlükten yanayızdır yapıtlarla ilişki kurarken. Yapıtın (serginin) sonunda zihnimizde bir bütünlük oluştuğunda aslında doğaya karşı düzeni tesis eden bir ilkenin (anlamın) mümkün olduğu yanılsamasına kapılırız. Anlamış olmanın huzurunu hissederiz. Bu da bir tür netlik arzusunun tatminidir. Bilim ve ideolojinin çekiciliği de oradadır zaten. Ancak serginin yarattığı bütünlük duygusunun temelinde bilgisel olması yatmıyordu. Bienal’deki işlerin tek tek ele aldıkları konular ve temalardan bağımsız olarak kullandıkları yöntemlerdeki (doğru terim mi emin değilim) ortaklıklar bu bütünlük hissini yaratıyordu. Listeleme, parçalarına ayırıp tanımlama, sınıflandırma, parçaları yeniden bir araya getirme, parçaları sergileme işlerin bir bölümünde çok etkin olarak kullanılmıştı. Adeta, büyük bir dikkat ve özenle modern düşüncenin temel yöntemlerine dönüş yapılmıştı. Sınıflandırma, sayma, şematize etme, akış diyagramlarıyla ifade etme, modelleme… Ve tabii analiz etmenin kökeninde yer alan parçalarına ayırma. Ancak bu işlerdeki parçalarına ayırma şeylerin mekanizmasını çözmekten çok bize şeylere farklı bir bakışla yaklaşma imkanı sağlıyor. Etkileyici olduğuna inandığım birkaç örnek vermek isterim.

Nazgol Ansarinia’nın Ulusal Güvenlik Kitap Serisi isimli çalışması. Bu işe adını veren kitaplar gerçekten de ulusal güvenliğe ait metinlerden oluşuyor. Kitapları sergide sayfalarını çevirerek inceleyebiliyorsunuz. Kitapların başında bir içindekiler sayfası yer alıyor. Bölgesel Sorunları Azaltmak için Ötekilerle Beraber Çalışma sayfa 135, Güncel Terörist Düşmanlar sayfa 150 gibi konu başlıkları ve sayfa numaraları belirtilmiş. Ancak sayfa 150’ye gittiğiniz zaman karşınıza bir liste çıkıyor. Güncel Terörist Düşmanlar metninde kullanılan sözcüklerin alfabetik sırayla dizilimiş halini görüyorsunuz. Metin en mekanik, en basit şekliyle parçalarına ayrılmış ve sınıflandırılmış şekilde karşınızda duruyor. Adeta delimsirek bir sayıklamayla karşı karşıyasınız. Ama bir yandan da biliyorsunuz bu gerçekten de Güncel Terörist Düşmanlar metni. En azından tüm kelimeleri içeriyor. Bu işi etkileyici kılan sadece o kitap dizisindeki metinlerin parçalarına ayrıldığında ortaya çıkan görüntü değil; başka metinlere de uygulanabilir olduğunu işaret etmesi. Kuran ya da Suç ve Ceza gibi bir metnin bu şekilde listelendiğini görmek isterdim doğrusu. Dostum Adnan Kurt’un metinlerin matematiksel analizi için geliştirdiği yazılımın ilk işlevi buydu. Kısa zamanda bu program üzerinde yeniden çalışmak istiyorum.

Parçalarına ayırıp listelemenin etkisi çok ilginç. Bir kontrol altına alma duygusu da yaratmıyor değil. Müzenin temel mantığıyla örtüşüyor özellikle. Bisan Abu-Eisheh’in Evcilik Oyunu adlı çalışması bu noktada anılmaya değer. Filistin’de boşaltılan yerleşim yerlerindeki yıkılan evlerin enkazından çıkan nesnelerin camekanların ardına sergilenmesinden oluşuyor. Ayakkabı, oyuncak tabanca, hırka, çekmece, bardak, kaşık… Her bir parça işlevine ve çıktığı eve göre sınıflandırılmış. Yıkımı gösteren bir de video var. Tüm bu parçalar ait oldukları insanların yaşamına dair çok güçlü bir işaretler bütünü yaratıyorlar. Aynı zamanda insanı kendi yaşamının nesneleriyle yüzleşmeye de davet ediyorlar. Aynı türden nesnelerle kurduğumuz dünyalarımızın o videoda görüldüğü gibi parçalanmayacağı ne malum diye düşünmeden edemiyor insan.

Parçalardan bir bütün yaratma ihtiyacı ya da arzusunu en güzel yansıtan işlerden biri Vesna Pavlovic’e ait Manzara Arayışı’ydı. Beş tane slayt perdesine yansıtılan manzara slaytlarının zaman zaman üst üste gelmesinden oluşan bir iş. Manzara fotoğrafları hem yan yana geldiklerinde hem de üst üste bindikleri kısımlarında insanın belleğinin o sırlarla dolu çalışma biçimine dair bir deneyimi canlandırıyorlar adeta. Rüyalarda sıklıkla karşılaştığım melez mekanlar gibi tuhaf bir his yarattılar üzerimde.

Az sayıda video vardı ve bunlardan biri en ilginç işlerden birini oluşturuyordu. Akram Zaatari’nin Yarın Her Şey Düzelecek adlı çalışması. Görüntüde bir daktilo var. Senaryo yazımında kullanılan ölçeklendirilmiş bir kağıt takılı makineye. Ardından siyah yazılar beliriyor kağıdın üzerinde. Sanki daktilonun başındaki kişi yazmıyor da bu yazılar uzaktan iletiliyor. İnternette chat yapar gibi. Yıllar önce kaybedilmiş bir sevgilidir bu siyah sözcüklerin sahibi. Daktilo başındaki adamsa kırmızı harflerle cevaplar yazıyor. Bir kaç açıdan çok ilginç bir iş bu çünkü farklı katmanlarda etkiler yaratıyor. Hem chat ortamını simüle ediyor, bir yabancıyla yüzünü görmeksizin iletişim kurmanın gerilimini yansıtıyor ve aynı zamanda ortada sadece bir daktilo ve bir kişi olduğu hatırlatılarak bunun bir senaryo yazımı olduğunu, senaryonun / kurmacanın gerçeklik yaratmaktaki gücünü gösteriyor. Tabii tüm bunların içine yerleştirildiği hüzünlü bir aşk hikayesi de var…

Hüzünlü aşk hikayesi demişken son olarak çok sade ama şiirsel bir işi not etmeliyim. Nicolas Bacal’ın bu yazının başındaki fotoğrafta görülen Senden Sonra Uzay-Zamanın  Geometrisi adlı çalışması. İş duvarda asılı bir saatten oluşuyor. Bildiğimiz saatlerden tek farkı akrep ve yelkovanının olmayışı. Dönüp duran kırmızı bir saniyeden ibaret. Hem zamanın hızla geçişini gösteriyor hem de o kişi için (senden sonra diyen ben için) artık akıp gitmeyen zamanı… Nesneyle şiir yapılıyormuş meğer diye düşündüm görünce.

Çok sayıdaki zihin açıcı işten bazıları bunlardı.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s