İroninin Meydana Çıkışı!

Bir süredir gözlemlediğim bir durum vardı: “İnsanlar artık ironiden anlamıyorlar, her söyleneni, her yazılanı sözlük anlamı ile okuyorlar, oysa geçmişte sanki her şey bugünden farklıydı ve insanlar, özellikle de gençler daha alaycı, daha ironik, daha ele avuca sığmaz, daha zeki ve daha uyanıktılar” diye düşünüyordum. Bunun nedenleri üzerine de akıl yürütmeye çalışıyordum. Tabii kişisel gözlemler ve akıl yürütmeler gerçek verilerle desteklenmediğinde size ancak baktığınız yerdeki açıyla sınırlı bir resim sunuyor. Neden mizah ve ironi yok oluyor? sorusuna bulabildiğim ilk yanıt “tüketim ekonomisinin yarattığı yüzeysel popüler kültürün dilinin ironiyi kovmuş olduğu”ydu. Çünkü ironi insanın kendine güvenini sarsar, ironi insanı kuşkulandırır, ironi insanda olmadık düşüncelerin yeşermesine neden olur. İnsanı tüketmeye yöneltmez her şeyden önemlisi… Reklamın dili muktedirin dilidir, huzur ve güven verir. Yeter ki tüketmeye devam edin, tükendiğinizi fark etmeden…

Ülkemiz özelinde de bu kapitalizmin yeni şeklinin yansıması olan duruma git gide artan otoriter muhafazakarlığın yeni bir katman olarak eklendiğini düşünüyordum. Çünkü doğrudanlık, dobralık, delikanlılık gibi değerler çok kolaylılkla maşist söylemle harmanlanarak zaten çok yabancısı olmadığı bu toprakta dal budak sararak ilerliyordu. Ta ki Gezi Direnişi eylemlerinin tüm Türkiye’ye ve Dünya’ya farklı ve bambaşka bir kitlenin varlığını gösterene kadar. Mizahın, ironinin, şakanın, esprinin, sloganın, şarkının, enstalasyonun gücünün insanları nasıl da dirilttiğini ve kiteleleri uyanık tuttuğunu hep birlikte gördük ve görmeye devam edeceğiz. Eylemler ve bu süreç nasıl sonuçlanırsa sonuçlansın bu tarihten sonra muktedirin yalnızlaştırıcı ve baskıcı söylemi bir daha hakim söylem olamayacaktır. En azından alternatifinin sesi artık kolay kolay susturulamayacaktır. Kafa sayısı hesabı yapmak da bu noktadan sonra bir işe yaramaz. Bu  eylem artık azınlığın çoğunluğa ya da çoğunluğun azınlığa hükmetme mücadelesi olmaktan çıkıp herkesin eşit bir şekilde saygı talep ettiği bir mecraya akıyor. İşte bu noktada ironi hem hareketi besleyip büyütüyor, hem de hayat kurtarıyor. Çok sayıda örnek var ve eminim şu anda birileri harıl harıl bu malzemeyi toplamakla üğraşıyor, 2014 yılında Gezi’ye dair belgeselleri izleyip  bolca kitap ve makale okuyacağız. Ama bir örnek bütünü özetlemeye yeterli olacaktır: Mustafa Keser’in Askerleriyiz! Bu sloganı bulan kişi kimdir asla öğrenemeyeceğiz. Ama esprinin keskinliği ve önemi zamanlamasında yatıyor. Çünkü çok sayıda farklı görüşten insanı bir araya toplayan tek ortak payda “saygı görmek istiyoruz, haysiyetli bir yaşam yani gerçek demokrasi talep ediyoruz” idi. Son derece meşru ve herhangi bir siyasetin temsilcisi olmayı gerektirmeyen bir talepti Gezi’nin korunması ve AVM yapılmaması. Ancak süreç içinde bu direniş çok farklı kesimlerce sahiplenilip bir siyasi ranta dönüştürülebilirdi. İşte tam bu noktada o espri “Mustafa Keser’in Askerleriyiz” sloganı devreye girdi ve bu eylemin “darbe çağrılarıyla yaralanmış Cumhuriyet Mitingleri”ne dönüşmesinin önünü kesti. Hatta sadece bunu yapmadı. Karşı tarafın da bu tür bir sloganı kullanmasının altını oymuş oldu. Mutlaka not edilmesi gereken bir nokta daha var: Gezi eylemcileri sadece bu tür ironik dille muhalif seslerini yükseltmediler aynı zamanda iktidarın o maşist söylemini de kullanmayı reddettiler (öfkeyle yazılmış cinsiyetçi küfürleri hep birlikte temizlemek için kolları sıvadılar, üstelik polis şiddetinin fiziksel acıları henüz dinmemişken, hiç durmadan, yılmadan birbirlerini uyardılar, küfür etmeden eleştirini ortaya koy diye). Bunun sonucunda muktedirin dilinin saldırganlığı ve ayrıştırıcılığı iyice görünür hale geldi ve yalnız kaldı.

İroninin meydanlara dönüşü muhteşem oldu. Şimdilik meydanda her gün yeni bir eylemle şaşırtmaya, güldürmeye, mutlu etmeye, insanların kendilerine ve yaşadıkları ülkeye daha büyük bir sevgiyle, güvenle bakmasına neden oluyor. Tabii bunu başaranların internet kuşağından olması da bir  tesadüf değil. Ana akıma karşı eşsiz bir ortam sağladığını her zaman savunduğum Internet, yani bağlı olmak, birbirine bağlı olmak, sansürsüz bilgiye erişmek geleceği şekillendiriyor. Gelecek için umutlu olmak için çok neden var…

Aşağıda Boğaziçi Üniversitesi kökenli iki müzik grubunun Gezi ile ilgili videoları var. Bir de THY grevcilerinin videosunu yapıştırıyorum. Son derece yaratıcı ve duygulandırıcı. 2013 onlarla tarihe geçti. Sözü onlara teslim ediyorum:

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s