Abidin Dino’dan Yaratıcılık Dersi: Mümkün Mertebe Düşünmeden…

Abidin Dino 1984 yılında BBC Türkçe servisiyle yaptığı bir söyleşide sanatçının yaratma süreçleri üzerine çok hoş bir noktaya değiniyor. “Galiba pek düşünmeden yapmak lazım. Bir kaynaktan su nasıl doğal akıyorsa öyle…” Dedikten sonra “hatta düşünmemek lazım mümkün mertebe, tabii bu mümkün değil, belki büsbütün düşünmesek harikalar çıkacak ortaya” diye de ilave ediyor. Aslında ne demek istediğini ip cambazı benzetmesiyle örnekleyerek son derece anlaşılır bir hale getiriyor: “Bir ip cambazına, ipteyken neler düşünüyorsunuz, birtakım fizik kanunlarını düşünüyor musunuz, düşerseniz size ne olur? Diye sorarsanız ve o da düşünüp cevap vermeye kalkarsa mutlaka düşer.” Bu çok yerinde bir örnek. Hem resim sanatı için hem de edebiyat için geçerli. Benzer bir öneriyi Ray Bradbury de yapıyor, yaratıcı yazarlık üzerine kaleme aldığı yazılarından birinde. Düşünmemeyi öğütlüyor. Düşünmek tereddüt demektir diyor. Düşünmek insanı hareketsiz kılar. “Sürüngenlerden öğreneceğimiz çok şey var, hızla koş ve dur,” derken yaratma sürecinin bu yanına dikkati çekiyor. Yani sanatsal süreç hareket halinde olmalıdır öncelikle, düşünmeden, hızla…

Her iki sanatçının da dikkat çektiği yön yaratıcılığın kaynağında bulunan bilinçdışı süreçler. Neredeyse bir rüya ya da ağzımızdan dökülüveren bir espri, bir dil sürçmesi, ansızın patlayıveren bir çağrışım gibi “doğal” olmalı diyorlar. Ama böyle anlatıldığında insanın gözünün önüne tuvale boyaları öylesine savuran Dadaist bir ressam geliyor. Evet bir yanıyla doğru bu resim ama eksik. İşte cambaz örneği bu eksikliği tamamlıyor. Cambazın yaptığı iş olağanüstüdür. Birimiz çıkıp “ben de yaparım” deme cesaretini gösterse bile o ipin üzerinde onun gibi yürüyemez. Peki o halde nerede kalıyor doğallık, kendiliğindenlik? Sadece cambaza has bir özellik mi? Evet çünkü o, cambaz tüm bedenini, zihnini yıllarca çalışarak eğitmiştir. Meselenin yoğun bir eğitim, çalışma, sebat içerdiğini vurgulaması açısından çok önemli bir örnek. Yani yaratıcı yazarın o kendiliğindenliği yakalayabilmesi için yoğun ve yıllara yayılan bir öğrenme ve kendini geliştirme sürecinden geçmesi gerekir. Kaldı ki Dino’nun örneği sadece çalışmanın öneminin altını çizmiyor, aynı zamanda yaratma sürecinin sürekli bir hareket halinde olması zorunluluğunu da gösteriyor. Cambaz yürümek zorunda. Durduğu anda, bedeni gösteriye ara verdiği anda, dikkatini başka bir şeye yönelttiği anda düşecektir.

Cambaz güzel bir metafor yaratıcı sanatçı için. Ama dilimizde “cambazlık yapmak” pek de olumlu bir deyim olarak kullanılmaz. Bir tür sahtekarlık anlamına gelir. Sanatın da öyle bir yönü yok mudur? Bir hayal, bir yalan, bir rüya olmaya da yakındır çoğu zaman. Başkalarını kandırmak, aldatmak, etkilemek, hayran bırakmak arzusu ile beslendiği de söylenebilir. Bunları hep biliyoruz. Ama yine de bunun, sanatın, bir kendini ortaya koyma işi olduğunu, sevgili Oğuz Atay’ın deyimiyle “bir hayat memat meselesi” olduğunu da hissederiz. Tıpkı ipteki cambaz gibi. Her seferinde düşme tehlikesi vardır. O canıyla oynayan bir insandır. Canını tehlikeye atan biridir. Ve her gösteri aynı derecede risklidir. Sanatın garantisi yoktur.

BBC Türkçe’nin Arşiv Odası çok güzel… Abidin Dino’yu hatırlamak güzeldi. İyi bir sanatçı her zaman en güzel ilham kaynağıdır.

EK: Abidin Dino ve Güzin Dino’yu anlatan çok güzel bir belgesel de burada var:

2 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s