Freud mu Marx mı Darwin mi? Son İki Yüzyılın Tarama Sonuçları

Google Books milyonlarca kitabı tarayıp sayısal ortamda saklıyor, biz kullanıcıların belli sınırlar içinde taramasına da izin veriyor. Son zamanlarda keşfettiğim bir özelliği var ki insan saatlerce başından kalkamıyor. NGRAM VIEWER denilen bu program 1800 ile 2000 yılları arasında yayımlanmış milyonlarca kitabın içinde aranan sözcüğün (hece de olabilir) zaman içindeki kullanım oranını grafik olarak gösteriyor. Örneğin bu iki yüz yıl boyunca kimden daha çok söz edilmiştir: Sigmund Freud mu? Charles Darwin mi? Yoksa Karl Marx mı? Peki hangi dönemlerde kimin popülerliği artmış kiminki azalmış. Google ngram viewer sayfasındaki kutucuğa bu düşünürlerin adlarını yazdı ve işte sonuç:

freud

Görünen o ki 1860lardan itibaren Marx ve Darwin popüler olmaya başlamış. Darwin’in görünürlüğü içinse ilk olarak 1860larda büyük bir ilgi uyandırdığı ardından 1920lerden itibaren belirli bir ivme kazanarak 20. yy boyunca bu ilgiyi sürdürdüğü de söylenebilir. Marx’ın durumu ise çok ilginç. Yirminci yüzyılda iki ciddi zirve yapıyor, 1930lar ve 1960-80 arası. Yirminci yüzyıla damgasını vuran düşünürün ise Freud olduğunu söylemek abartı olmaz sanıyorum. Özellikle de 1950lerde başlayan popülerliği 1960larda ciddi bir zirve yapıyor. Bu arada 2000 yılına geldiğimizde hepsinin popülerliğinde azalma olduğu da söylenebilir.Tabii bu tarama yöntemi ne kadar güvenilir sonuçlar veriyor, tartışılır. Eğer benzer isimde kişiler varsa (Sigmund Freud ve Anna Freud gibi) ya da taranan sözcük başka sözcüklerin bir parçası olarak var olabiliyorsa sonuçların yanıltıcı olacağı aşikar. Bir başka örnek: roman (novel), şiir (poem), öykü (short story) türlerini taradığımda roman sözcüğünün İngilizce’de yeni anlamına da geliyor olması sonuçlara güvenimi bir parça sarssa da grafik yine de anlamlı göründü.

roman

Grafiğe göre şiir aslında önemini hiç yitirmeden varlığını sürdürmüş ancak yirminci yüzyılın ikinci yarısında popülerliğini romana kaptırmış görünüyor. Sinemanın ortaya çıkışını da bu grafikte rahatça görebiliyoruz. 1940lardan sonra romanı da şiiri de kat be kat geride bırakmış. Edebi bir tür olarak öykü ise yirminci yüzyıl boyunca yavaş yavaş artmış ama diğer türlerle kıyaslandığında pek popüler görünmüyor.

Din ve Bilim konusunda durum nedir diye baktığımda çok net bir resim çıktı. Bilim iki yüzyıl boyunca önemini hep korumuş. Ancak yayınlanan kitaplarda Din kavramına yapılan atıf 1830’dan bu yana sürekli düşüşte. 1930lardan itibaren Bilim Din’i geride bırakmış. Teknoloji kavramı ise 1930larda tarih sahnesine çıkıyor ve çok büyük bir hızla yaygınlaşıyor. 1980lerde Din’i geçiyor, Bilim ile birleşiyor. Din kavramının popülerliği 1840larda hızlı bir düşme gösteriyor. 1860-1960 arasında da yavaş yavaş azalıyor ancak Teknolojinin yükselişe geçişi ile eş zamanlı olarak ikinci bir ivme kaybı gösteriyor. Bilimin teknoloji sayesinde somut bir şekilde yaşamı değiştirmesi insanların Din kavramından uzaklaşmasına neden olmuştur diyebiliriz belki de.

din

Peki ya siyasi eğilimler? Feminizm, Sosyalizm, Liberalizm?

feminism

1880lerden itibaren Sosyalizmin nasıl önem kazandığını, Liberalizmi geride bıraktığını ve 1970lerin sonunda bir zirve yaptığını görüyoruz. Ancak 1980den bu yana hızlı bir düşüşte. Liberalizm ise 1930lardan sonra belirli bir ivmeyle yükseliyor. Burada ilginç olan Feminizm’in 1960lardan itibaren gösterdiği hızlı artış, öyle ki 150 yıllık birikimin üzerinde duran Sosyalizmi yakalamış görünüyor. Sosyalizmin 1960lardaki yükselişi ile Marx’ın popülerliğinin aynı döneme gelmesi de yöntemin tutarlı olduğunu gösteriyor.

İnsan araştırmaya doyamıyor. Google’ın bu hizmeti sihirli ayna gibi. İletişimde durum nedir diye hızlıca baktığımızda aslında beklenen bir tablo çıkıyor karşımıza. Bu da yine yöntemin doğru çalıştığının bir göstergesi. 

tv

Ondokuzuncu yüzyıl gazetenin tek başına olduğu bir dönem. Radyonun 1940larda altın çağını yaşadığını görebiliyoruz. Televizyon ise 1950lerden itibaren hayatımıza giriyor ve 2000’e geldiğimizde son yirmi yılın baskın ortamı. Internetten ise 1990’larda söz edilmeye başlıyor. Belli ki daha çok yol var gidilecek.

Son olarak da hastalık ve ölüm nedenlerine bakalım.

kanser

Yirminci yüzyılın ilk yarısında verem son yarısında ise kanser çok yazılmış. İntihar kavramının da artışı dikkat çekici.

Kitaplar, makaleler, gazeteler, dergiler ve diğer belgeler sayısal ortama girildikçe bunların üzerinde geliştirilecek olan veri madenciliği teknikleri bize şu anda hayal bile edemeyeceğimiz bir bakış açısı kazandıracak.

3 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s