Yazar: muratgulsoy

Kitaplar, Filmler, Düşünceler

Murat Gülsoy ile Kitaplar Üstüne: “Yazarları yazdıklarıyla tanımak en iyisi.”

Her türün iyi örneklerini okumayı severim. Ama galiba şunu söyleyebilirim, ticari, siyasi ya da ahlaki kaygılarla yazıldığı belli olan kitapları okumam.

Bugünlerde masanızda duran kitaplar hangileri?

Oktay Tuncer’den Dönüş, John Barth’dan  Yüzen Opera ve Yolun Sonu, Hallac-ı Mansur’dan  Divan-ı Hiç, Cortazar’dan Sınav, Jale Parla’dan Orhan Pamuk’ta Yazıyla Kefaret, Danielewski’den Yapraklar Evi, Whitehead’den Yeraltı Demiryolu, Sibylle Berg’den Uyuyan Adam, küçük İskender’den İkinci Waliz, Gospodinov’dan Hüznün Fiziği, Cem Akaş’tan Y, Goethe’den Faust, MacKay’den Roman Nedir… Daha da var ama bunların hepsini okuyabilecek miyim emin değilim o yüzden çok anlamı olmayabilir.

Şu anda başucunuzdaki kitaplarınız neler?

Tanpınar’dan Abdullah Efendi’nin Rüyaları, Nerval’den Aurelia, Cheever’dan Yüzücü, Kobo Abe’den Kanguru Günlüğü.

En son okuduğunuz en harika kitap neydi?

Harika demek ne derece doğru olur bilmiyorum, ama çok etkileyici, hatta sinir bozucu bir roman okudum, Felaketzedeler Evi. Guillermo Rosales’in. Ondan önce de Jenny Erpenbeck’in Gölün Sırrıadlı romanını anmalıyım. Çok iyiydi.

Bir romanınızı yazarken hangi tür kitaplar okursunuz?

Romana göre değişir. Örneğin Gölgeler ve Hayaller Şehrinde’yi yazarken Batılı gezginlerin anılarını, tarihi inceleme kitaplarını okumuştum. Ama diğerlerini yazarken özel olarak bir okuma listesi yapmama gerek olmuyor.

Kütüphanenizde hangi kitabı bulmak öteki insanları şaşırtabilir?

Stephen King romanlarına çocukluğumdan beri meraklıyımdır, bu belki şaşırtabilir.

Çocuklukta hangi kitaplar ve yazarlar sizi etkiledi?

Define Adası sanırım ilk okuyup da çok etkilendiğim romandı. Jules Verne romanları, ardından Edgar Allan Poe’nun, O’Henry’nin, Mark Twain’in öykülerinden, Dostoyevski’nin Suç ve Ceza’sından etkilendiğimi hatırlıyorum. Türk edebiyatından ilk etkilendiğim yazar Halit Ziya Uşaklıgil idi, daha doğrusu Mai ve Siyah romanı. Hüseyin Rahmi’nin romanlarını da eklemeliyim.

Edebiyatçıların olduğu bir parti düzenlemek isteseniz öncelikle hangi yazarları çağırırdınız?

Hepsini bir araya getirmek iyi bir fikir olmayabilir. Tek tek görüşmekte yarar var. Hatta birçoğu için hiç tanışmamak daha iyi diyebilirim.

Yazılsaydı eğer, yaşamöykünüzü kimin yazmasını istersiniz?

John Fowles.

En son hangi klasik romanı tekrar okudunuz?

Camus’nün Yabancı’sı.

Hangi tür kitapları okumazsınız?

Bu konuda büyük konuşmak istemem. Her türün iyi örneklerini okumayı severim. Ama galiba şunu söyleyebilirim, ticari, siyasi ya da ahlaki kaygılarla yazıldığı belli olan kitapları okumam.

Kimin yaşamöyküsünü yazmak istersiniz?

İlginç bir soru. Beşir Fuat’ın yaşamını yazmak istemiştim bir seferinde. Şu sıralar öyle bir düşüncem yok.

Hayatta olan ya da olmayan hangi yazarla tanışmak istersiniz?

Böyle bir arzum yok. Yazarları yazdıklarıyla tanımak en iyisi. Benim için.

Okuduğunuza pişman olduğunuz kitap var mı?

O kadar çok ki… Daha doğrusu, başlayıp da sevmediğim, aldığıma pişman olduğum kitapları okumayı da bırakırım hemen. Bir başka deyişle bitirdiğim kitaplar çoğunlukla sevdiklerimdir.

Reklamlar

5 Hafta 5 Roman Varoluşçuluktan Postmodernizme

21824259.jpg

İyi yazar olmanın iyi okur olmaktan geçtiğini bilenler için…
Murat Gülsoy’dan modern edebiyatın sıradışı romanları üzerine yeni bir seminer dizisi…

İnsanın toplumla, iktidarla, doğayla ve kendisiyle hesaplaşmasının kaydını tutan modern edebiyatın unutulmaz eserlerinin tartışılacağı bu seminer dizisinde varoluşçuluktan postmodernizme uzanan bir düşünce macerasının izi sürülecek ve farklı roman yazma teknikleri ele alınacaktır.

24 Eylül Franz Kafka’dan Dava, 

1 EkimAlbert Camus’den Yabancı, 

8 EkimJohn Fowles’dan Koleksiyoncu, 

15 EkimKobo Abe’den Kumların Kadını, 

22 Ekim J. M. Coetzee’den Yavaş Adam
Saat: 19.30 – 21.30
Gün: Pazartesi

Detaylı bilgi ve rezervasyon için:

Zübeyde Karaman

Eğitim Sorumlusu

Telefon:  0212 257 31 27-28 dah.4745
Faks: 0212 257 24 80
*zubeyde.karaman@boun.edu.tr

Diyaloglar: Kobo Abe’den Kanguru Defteri

 

unnamed.jpgAyfer Tunç ve Murat Gülsoy, 8 Mayıs’taki Diyaloglar’da, Japon yazar Kobo Abe’nin Kanguru Defteri isimli romanını ele alacak. Saat 19:00’da başlayacak olan Diyaloglar, Saint Michel Lisesi Tiyatro Salonu’nda gerçekleşecek.

Kitap Tanıtım Yazısı:

Kangurunun cebinden çıkan bir defter, ayaklarından Turp filizi çıkan bir adam, kendi kendine şehirde gezinen bir yatak ve turp filizi hastalığına derman olması beklenen bir kükürt kaplıcası. Cehennem vadisine yerleşmiş kükürt kaplıcasına doğru yatağıyla seyahat eden hastayı bekleyen cüce cinler ve daha niceleri… ve eğri Gözlü kız: hiç aklınızdan çıkmayacak eğri gözlü kız!..

Kobo Abe ile gerçeküstü, enfes bir macera…

Hem Poe hem de Kafka akla geliyor. Kobo Abe sayfalarda hiç dinmeden atan bir heyecan yaratıyor. Okudukça okuyorsunuz ve okuyorsunuz.
– The New Yorker

Dizimin altından üstüne doğru bir karıncalanma hissi başlamıştı. Pijamamın paçasını sıyırıp kaşıdım. Nasıl desem? Soyulmaya yüz tutan ince bir deri tabakasının parçaları gibi mi desem, yoksa kese kiri gibi mi desem? Işığa doğru çevirip baktım. Hayır, kese kiri değildi, derim de soyulmamıştı. Sanki lime lime ezilmiş kuru lif parçaları gibilerdi. Dizimdeki kıllar mı desem? Onları da çakmakla tütsüleyip elinizle toplasanız ancak böyle gözükürdü herhâlde. Fakat yanmış kıllar daha bir tuhaf kokmaz mıydı? Bu sefer her iki paçamı da sıyırıp sandalyenin üzerinde dizlerimi havaya kaldırıp kendime doğru çektim. Tek bir tüy parçasından eser kalmamıştı…

Ertesi sabah şafağına yakın bir saatte henüz hava karanlıkken dizlerimin dayanılmaz iç gıcıklayıcı kaşıntısıyla gözlerimi açtım. Dizimin her yerine alerji kremini bolca sürerken fark ettim ki, bu başıma gelen basit bir şişkinlikten ibaret değilmiş. Deri gözeneklerinin içinden, dün geceye nispeten daha iri, sanki bitki saplarına benzeyen şeyler şişip çıkmaya başlamıştı. Küçücük soya filizlerini andırıyorlardı. Bir bitkiye benzeyen bu görüntü ve verdiği hissiyat o kadar rahatsız ediciydi ki denemek amacıyla bir tane koparıp ne olacağına bakmaya karar verdim. Koparılmasına kopuyordu yerinden kolayca ama hemen ardından da dip kısmından bir irin akıyordu…