Uncategorized

Türkiye Hikayelerini Anlatıyor

tha(Tanıtım bülteninden)

Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi’nin Nâzım Hikmet’in yaklaşık 70 yıl önce kaleme aldığı Memleketimden İnsan Manzaraları’nı anma isteği mutlu bir tesadüfle “Kâinatın tüm seslerine, renklerine ve titreşimlerine Açık Radyo”nun kuruluşunun 20. yaşına denk geldi. Bu destansı eser 1908’den 1945’e kadar olan zaman diliminde üç yüzden fazla karakter üzerinden anlatılan Türkiye’nin hikâyesidir.

Aradan 70 yıl geçtikten sonra, Paul Auster’ın Babamın Tanrı Olduğunu Sandım kitabında  topladığı Amerika’nın her yerinden yazılıp gönderilen gerçek yaşam hikâyelerini radyoda seslendirmesinden ilhamla Açık Radyo ve Boğaziçi Üniversitesi Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Araştırma Merkezi, “Türkiye Hikâyelerini Anlatıyor” sloganıyla herkesi kendi hikâyesini anlatmaya davet etti. Merkeze ulaşan yüzlerce hikâye Murat Gülsoy, Güven Güzeldere, Ömer Madra ve İlksen Mavituna’dan oluşan seçici kurul tarafından ön elemeden geçerek yazar, şair ve akademisyenlerden oluşan bir editör ekibi tarafından yayına hazırlandı.

Seçilen 102 yazardan 116 öykü Açık Radyo mikrofonlarından seslendirildi. Şimdi de Can Yayınları tarafından basılarak kalıcı hale geliyor. Öyküler kitapta Aile, Aşk ve Delilik, Yoksulluk, Toplumsal ve Kültürel Kimlik, Hayvanlar, Köy ve Taşra, Ölüm, Şehir Hayatı, Toplumsal ve Siyasal Olaylar, Yardımlaşma ve Dostluk gibi başlıklar altında toplandı. Hepsi de Türkiye’nin hikâyeleri. Gerçekten yaşanmış ya da Oğuz Atay’ın deyişiyle, “hayat-ı hakikiye hikâyeleri”. Yaşandılar, yazıldılar. Anlatıldılar, anlaşıldılar. Şimdi sıra paylaşılmalarında…

 

6-11 Temmuz 2017 Yaratıcı Yazarlık Yaz Kampı

Uygulamalı bir seminer dizisi olarak tasarlanmış olan Yaratıcı Yazarlık Atölyesi’nde kurmaca edebiyat yapıtlarının (öykü ve roman) nasıl üretildiği konusunda bilgiler aktarılacak; hikâyenin unsurları, kurmaca metinde zamanın kullanımı, mekânın işlevi, karakterlerin yaratılması, olay örgüsünün yapılandırılması, klasik ve modernist anlatım biçimleri, edebi türler, dramatik gerilimin oluşturulması gibi yazma tekniğine ilişkin konular yetkin örnekler üzerinde tartışılacaktır. Tüm bu yöntemlerin yanı sıra, edebiyatın insan yaratıcılığı ile ilişkisi irdelenecek, ilhamın kaynakları araştırılacaktır. Amaç, katılımcıların kendi kurmaca metinlerini yazarken yaratıcılıklarını daha iyi ortaya koyabilmeleri için yol göstermek ve içgörü kazanmalarına yardımcı olmaktır. Atölye süresince katılımcılar yazdıkları öyküleri tartışacak, yazma tekniğini etkileşimli bir eleştiri ortamında geliştirecektir.

Ayrıntılı Bilgi ve Başvuru için: http://tiyatromedresesi.org/kamplar/guncel/murat-gulsoyla-yaratici-yazarlik-atolyesi-2/

Diyaloglar’da Sait Faik ve Borges

Ayfer Tunç ve Murat Gülsoy’un insana ve yazıya dair temel meseleleri konuştuğu Diyaloglar serisi, 24 Nisan Pazartesi günü Saint-Michel Lisesi Tiyatro Salonu’nda gerçekleşecek etkinlikle devam ediyor.

Sait Faik’in “Plajdaki Ayna” ile J.L. Borges’in “Örtülü Aynalar” öykülerini konuşacakları etkinlik saat 19:00’da başlayacak. Etkinlik herkesin katılımına açık ve ücretsizdir.

Facebook etkinlik sayfası

SM-Diyaloglar-5-Dav-01.jpg

A’dan Z’ye Murat Gülsoy

İPEKLİ MENDİL

Değerli yazarımız, yol göstericimiz Murat Gülsoy’un doğum gününü  (31 Mart) Muhammed Atalay’ın hazırladığı A’dan Z’ye Murat Gülsoy sözlükçesi ile kutluyoruz.

Murat Gulsoy

A’dan Z’ye MURAT GÜLSOY

AKVARYUM: “Adamı öyle bir koşulladık ki, her sabah odaya gelir gelmez ışığımızı yakıyor, camı tıklatarak ve tuhaf sesler çıkararak bizi uyandırıyor ve sonra da kahvaltımızı veriyor. Zeki bir adam canım, çabuk koşullanıyor. Bir-iki gün içinde alıştırdık. Akvaryumun içinde sıralanmamız yeterli oluyor. Ne diyelim, Poseidon başımızdan eksik etmesin!” (Tele-dedektif, Binbir Gece Mektupları)

BELLEK: “Bellek denilen şey esrarla dolu bir garip lunapark işte. Bazı olaylar bize olduklarından daha büyük ya da daha küçük ya da daha renkli görünüyorlar. Hatta bazen hiç olmamış olayları, hatta insanları anımsadığımızı sanıyoruz. Belki de uydurduğum ya da kurguladığım öykülerin birçoğu gerçekte yaşayıp da unutmuş olduğum şeyler. Ya da tam tersi… Belki de her şey büyük bir anımsama ânından başka bir şey değil. Bunu kim bilebilir ki?”(Bu Kitabı Çalın, Bu Kitabı Çalın)

View original post 1.012 kelime daha

Filmlerle Türkiye’de Aşkın Halleri

Filmlerle-Turkiyede-Ask-afis.jpg

Aşk hiçbir zaman kendi hâlinde kalmaz, kendi hâline bırakılmaz. Tarihsel ve toplumsal dinamiklerle şekillenen aşk insanlık durumlarını anlamak için kilit bir kavramdır. Filmlerle Türkiye’de aşkın hâllerini incelerken aslında tüm bir yaşama kültürünü ve o arka plandan yansıyanları da mercek altına alacağız. Türkiye’de 1950’lerden bu yana yapılmış filmlerde aşkın temsilini zaman, mekân, sınıf ve toplumsal cinsiyet kavramları etrafında tartışacak olan bu eğitim programında değişen dönemlerde aşkı anlatırken bireysel ve toplumsal dinamikleri anlamaya çalışacağız. Sosyal bilimciler, edebiyatçılar ve sinemacıların birlikte yürütecekleri bu seminer dizisi disiplinlerarası tartışma yöntemi ile hem Türkiye’de insan ilişkilerinin dinamiklerini aşk çerçevesinden incelemeyi hem de katılımcılara “film okuma” konusunda içgörü kazandırmayı hedefliyor.

Kayıt ve ayrıntılı bilgi için tıklayın.

(daha&helliip;)