Nisyan

Yaratıcı Yazarın Kendiliğinden Psikanalizi

 

Bu toplantıda (18. Uluslararası İstanbul Psikanaliz Buluşmaları) bir konuşma yapmam istendiğinde hızla aklıma geliverdi bu başlık. Oysa çok uzun zaman önce okumuştum Fransız felsefeci Louis Althusser’in Felsefe ve Bilimcilerin Kendiliğinden Felsefesi adlı kitabını. Neden bu kitap geldi aklıma? Çağrışımların nedenleri üzerine düşünmek de bu toplantının içeriği ile uyum içinde bir tavır olacak. Bu başlık belki dinleyicide farklı beklentiler yaratacaktır. Amacım kuramsal bir tartışmaya girmek değil. Bu konuşmayı yaratıcı yazar refleksleriyle kaleme almaya çalışıyorum, bu nedenle de düşünsel tutarlılıktan daha fazla önemsediğim sürecin kendiliğinden doğası. Çünkü yaratıcı yazarın motivasyonu içseldir, yazdırtan güç yazar için henüz muğlak olan bir içsel itkidir, kaynağı belirsiz bir arzudur. Acaba kaynağı değil de hedefi mi belirsiz deseydim?

(daha&helliip;)

Reklamlar

Yeni Kitap: NİSYAN 12 Şubat’ta çıkıyor…

nisyankapakHiç kimse kaybolmak istemiyor bu karanlık denizde, ama bu deniz son, hatta tek hakikat. Geminin sulara gömülmesinden önceki anların tasavvuru her zihnin kaçınılmaz meşguliyetidir. Sonucu belli bir meşguliyettir bu, bir gün bitecektir. Ama edebiyatta ölüme giden yolu, ölüm ânını ve ölümün kendisini düşünen karakterler ölümsüzlüğün ta kendisidir.

Murat Gülsoy Nisyan’da bunu yapıyor, ölümü ölümsüzleştiriyor. Alışılmadık bir Gülsoy kitabı bu, müthiş çekici ve sarsıcı. An be an karanlık denizin sularına batan, giderek parçalanan bir aklın girdaplarını ve karanlık denizi dalgalandıran sonu, edebî bir şiddet olarak gözlerimizin önüne seriyor. Doğduğumuz an o karanlık denize adım atmış olduğumuzu ve ömür denen geminin önünde sonunda sulara gömüleceğini biliyoruz. Murat Gülsoy bu bilgiyi edebiyatın doruğuna çıkarıyor.