Orhan Pamuk

Kahramanın Yolculuğu

Başlangıçtan bu yana edebiyat yolculuğu anlatıyor… Homeros’un günümüzden 2800 yıl önce yazmış olduğu Odyssey kahramanın dönüş yolculuğunu konu edinen uzun bir epik şiirdir. Savaş bitmiş artık eve dönme zamanı gelmiştir. Ama yol çeşitli engellerle doludur, baştan çıkarıcı nimfeler, kılık değiştiren tanrılar ve sayısız macera… Üstelik varılacak yerde, evde, yirmi yıl sonra Odyssey ne bulacaktır? Yolda olmanın iki önemli cephesi bir hikayede ele alınır. Yol, kahramanı değiştirir, olgunlaştırır ama onu evinden, geçmişinden uzaklaştırır. Geride bıraktıklarınızı asla bıraktığınız gibi bulamazsınız.

Yolculuk, yer değiştirme kadim dünyanın en cazip konularından biridir. Nasıl olmasın ki, şehirler hava kararınca kapısının kapatıldığı büyük kalelerdir. Dışarısı tehlikelidir. Dışarıda tekinsizin karanlıkta beklediği kaos vardır. Her yolcu bu karanlık ve belirsiz dünyaya meydan okuyan bir kahramandır. Yolculuk insanı hiç bilmediği ve hiçbir kitabın yazmadığı gerçeklerle tanıştırır. O yüzden de varılacak yerden daha önemlidir yolun kendisi. İnsanın hayat içindeki olgunlaşmasının bir metaforudur. Bu yüzden de kahraman kendi macerasını bulmak için yollara düşer.

(daha&helliip;)

Ayfer Tunç – Murat Gülsoy Diyaloglar 1: Doğunun Batısı Batının Doğusu

20 Mayıs 2013 akşamı ilkini gerçekleştirdiğimiz Diyaloglar etkinliğinin video kaydını yapan Alpgiray Uğurlu, İlke Keleşoğlu ve SIPYLUM FILM’e teşekkür ederiz.

Orhan Pamuk Yazarlık Sırlarını Anlatıyor

http://www.dailymotion.com/embed/video/xl00so

AÇIK ŞEHİR BAŞLIYOR tugbademirkaya

Kaçıranlar için AÇIK ŞEHİR ÖZEL Cumartesi 14:00 Pazar 22:00’de TRT TÜRK’te tekrar!

Basın bildirisi:

Romanları 60 dilde yayımlanan Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, Demet Haselçin’in yapımcısı olduğu, Açık Şehir programında Murat Gülsoy ve Semih Gümüş’ün konuğu oluyor. Harvard Üniversitesi’nde 2009 yılında vermiş olduğu bir dizi konfe-ransın kitaplaşmış hali olan “Saf ve Düşünceli Romancı” üzerine kapsamlı bir edebiyat sohbeti gerçekleştirdiler. “Belki burada çok meslek sırrı veriyorum, belki beni loncadan atarlar!” dediği yeni kitabı geçtiğimiz yıl İngilizce’de yayımlandığında dünyada da ses getirmişti.

Orhan Pamuk sözcüklerle dünyayı resmetmek diye tarif ettiği roman sanatının inceliklerini Türk ve dünya edebiyatından örneklerle anlatıyor. Roman okurken zihnimizin onlarca farklı işlem yaptığını, bir yandan romanın dünyasındaki harikalara kendini kaptırırken bir yandan da tüm bunların roman olduğunun farkında olarak anlatılanların arkasındaki anlamı, yani romanın gizli merkezini araştırdığını; yazarken romancının da bu merkezin peşinden gittiğini, roman sanatını çekici kılanın bu yaşamda bulamadığımız anlamı edebiyatın içinde bulma ümidi olduğunu söylüyor Pamuk.

“Roman öldü mü?” tartışmalarının tamamen geçersiz olduğunu, söyleyen Pamuk insanların roman yazmasının en büyük nedeninin insanlığa duyulan inanç olduğunu ifade ediyor. TRT TÜRK / 23.05

Orhan Pamuk’un Yeni Kitabı: The Naïve and The Sentimental Novelist

>

Geçtiğimiz aylarda Harvard Üniversitesi Yayınevi’nden Orhan Pamuk’un The Naïve and The Sentimental Novelist başlıklı bir kitabı yayımlandı. Kitap Orhan Pamuk’un 2009 yılında Harvard Üniversitesi’nde verdiği Norton Konferansları’nın* metni. Pamuk bu başlığı Schiller’in şairler için yaptığı ayrımdan ödünç alıyor: Naïve, saf şairler, kendiliğinden adeta ne yaptığının farkında olmaksızın yazanlar ve Sentimental yani yazdığının farkında olan, yaptığı üzerine düşünen ve sorgulayanlar. Türkçe’ye nasıl çevrileceğini çok merak ediyorum doğrusu. “Naif ve Farkında Olan Romancı” mı? Bilemiyorum. Orhan Pamuk ilk cümlenin gücüne inanan bir yazardır. Bu kitabında da kuralı bozmuyor ve “Romanlar ikinci hayatlardır” gibi etkileyici bir cümleyle başlıyor.

Daha önce İstanbul kitabı başta olmak üzere, roman ve edebiyat üzerine yazdıklarından bildiğimiz birçok düşünceyi bu kitapta damıtıp yaratıcı yazarlık üzerine ayrıntılı bir analize dönüştürmüş. Tabii bu kitabın içinde kendisinin de belirttiği üzere bu kavram Amerika’da bolca bulunan ‘formüllere dayalı’ yaratıcı yazarlık yaklaşımıyla karıştırılmamalı. Eleştirel olduğu kadar kendi edebiyat deneyimini Nabokov, Tolstoy, Proust, Dostoyevski gibi yazarlara referansla tartıştığı için son derece önemli bir kitap ortaya çıkmış. Hem yazmaya merak duyanların hem de Pamuk’un edebiyatını sevenlerin ilgiyle okuyacaklarından eminim. Ben burada beni etkileyen kimi noktaları not etmek istiyorum.