Edebiyat insanın karanlığa doğru yaptığı bir yolculuktur

Edebiyatın çok farklı tanımları olabilir. İyi edebiyatın ölçütlerini belirlemek ya da onlar üzerine ahkam kesmek çoğu zaman insanı haksız çıkarabilir. Ama değişmesi pek mümkün olmayan basit bir ortak paydadan söz edebilirim: Sanat yapıtı etkileyebildiği ölçüde iyidir. Etkinin kişiden kişiye değişeceği çok açık. O halde ben ancak beni etkileyenin ne olduğu üzerine konuşabilirim.

İyi edebiyat yapıtını okurken heyecanlanırım. Yazarın hakikati arayışındaki samimiyeti hissederim. Buradaki anahtar kavram arayıştır. Yazar arayan kişidir. Bu arayışını kurmaca bir dünya içinde sürdüren bir kahramandır. Her zaman eksiktir, bir tarafı yanlıştır, kuşkulu bir duruşu vardır, sürekli bir mücadele içindedir. Asla kendinden emin değildir. Bu yüzden de yarattığı karakterler de birer düşünce taşıyıcısı değillerdir. Tıpkı gerçek hayatta karşılaştığımız insanlar gibidirler, var oluşları belirsizlikler içerir. Gerçekliğin değişimi ve insanı tehdit eden kuvvetlerinin gerilimi altındadırlar. Buna direnmeye çalışırlar. Neden? Onları yazan kişinin de bilmediği bir cevabı ararlar kurmaca hayatları boyunca.

Yazar soruların cevaplarını önceden bilen bir Tanrı değildir. Bildiklerini görselleştirmek ya da örneklemek için yazmak bir yazarın düşeceği en büyük hatadır. Yazarın kendinden emin bir şekilde tezlerini seslendirmek amacıyla yazdığı metin artık bir roman ya da öykü değildir, bir sanat yapıtı hiç değildir; tam tersine yazarın “engin bilgisi”nin örneklendiği bir eğitim malzemesidir. Üstelik bu son derece tek boyutlu bir eğitimdir. Çünkü yazar bir “uzman” değildir. Onun yazdıklarına itibar edilmesinin nedeni onun bir sanatçı oluşundan kaynaklanır. Sanatçı hakikate dair meselelerle boğuşan kişidir, sanat yapıtı da bu kişisel deneyimin başkalarıyla paylaşılan halidir. Değerli olabilmesi “doğru” tezler ortaya atması ya da “önemli” görüşleri seslendirmesiyle ilgili değildir. Yapıtın derinliği yazarın cesareti ve kişisel mücadelesinin samimiyeti ile oluşur.

Son zamanlarda beni hayal kırıklığına uğratan bir dizi kitaptan sonra bu notu yazma gereği duydum. Kendim için. Benzer bir hataya düşmemek için… Unutmamalı: Edebiyat insanın karanlığa doğru yaptığı bir yolculuktur. Yolun sonuna geldiğine inanan, bir başka deyişle tüm soruların cevaplarını bulduğuna inanan yazar artık yazmasa daha iyi olur. Yoksa kendi kendisinin karikatürüne dönüşür, onca tecrübeye ve birikime rağmen…

2 comments

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s